Uzmanlık Tezleri
Permanent URI for this collection
Browse
Browsing Uzmanlık Tezleri by Issue Date
Now showing 1 - 20 of 34
Results Per Page
Sort Options
Item Nükleer mevzuatımızın Euratom antlaşmasıyla ve AB nükleer güvenlik ve radyoaktif atık direktifleri ile uyumunun incelenmesi ve farkların tespit edilmesi(Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, 2017-11) Duyğu, Hüseyin Selçuk; Bölme, Anıl Bekir; TAEK-NGDBu çalışmanın konusu, nükleer alandaki ulusal mevzuatın, Euratom Antlaşması ve AB’nin nükleer güvenlik, nükleer güvence ve radyoaktif atık konularındaki bağlayıcı düzenlemeleri ile uyumunun değerlendirilmesidir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye’nin AB üyesi olması durumunda nükleer güvenlik ve güvence alanlarında AB’nin getirdiği yükümlülüklerin tespit edilmesi ve ilgili ulusal mevzuat ile karşılaştırılmasıdır. Böylece nükleer güvenlik ve güvence mevzuatında yapılacak değişiklikler için AB’nin ilgili mevzuatının da diğer uluslararası standart ve düzenlemeler ile birlikte kriter olması hedeflenmektedir. Çalışma kapsamında ilk olarak nükleer alanda AB’nin temel kaynağı olan Euratom Antlaşması hükümleri genel olarak ele alınmıştır. Buna ek olarak konu ile ilgili AB düzenlemeleri; Nükleer Güvenlik Direktifi, Kullanılmış Yakıt ve Radyoaktif Atık Direktifi, Üye Devletlerarasında Radyoaktif Maddelerin Sevkiyatına İlişkin Tüzük, Kullanılmış Yakıt ve Radyoaktif Atıkların Sevkiyatının Denetimi ve Kontrolüne ilişkin Direktif, Euratom Nükleer Güvencenin Uygulanmasına İlişkin Tüzük ve Radyolojik Acil Durumlarda Erken Bilgi Değişimine İlişkin Karar incelenmiştir. Yapılan bu karşılaştırmalı hukuk çalışması neticesinde görülmüştür ki; Uluslararası Atom Enerji Ajansı ile iş birliği ve taraf olduğumuz uluslararası düzenlemelerden doğan sorumlulukların yerine getirilmesi, nükleer enerjiye yeni giren bir ülke olmamıza rağmen bu alandaki mevzuat boşluklarının aynı durumdaki diğer ülkelere göre daha az olmasını sağlamıştır. Ancak nükleer güç santrali projelerinin hızlandığı bu dönemde Fukuşima'daki nükleer santral kazasından sonra geliştirilen AB Nükleer Güvenlik Direktifi’nin güvenlik gereklerinin tam olarak ulusallaştırılmasının, projelerin sıhhati ve nükleer güvenliğin daha sağlam temeller üzerine oturmasına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.Item Acil durum planlama konusunda nükleer santrallerin lisanslanması sürecinde kullanılabilecek kabul kriterlerinin geliştirilmesi(Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, 2017-11) Yeşil, Sertan; Gökeri, Gürdal; 0000-0003-2284-1559; TAEK-NGDTez çalışmasında, nükleer santrallerin lisanslama aşamasında oluşturulacak olan, acil duruma hazırlığa ve müdahaleye ilişkin ayrıntıların yer aldığı, saha içi ve saha dışı acil durum planlarının gözden geçirme değerlendirme çalışmalarında kullanılabilecek kabul (değerlendirme) kriterleri geliştirilmiştir. Saha içi planının saha dışı planı ile uyumunun kontrolüne yönelik konular da değerlendirme kriterleri kapsamında ele alınmıştır. Bu amaçla, Ulusal Radyasyon Acil Durum Planı başta olmak üzere ulusal mevzuat ve düzenleyici dokümanlar, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansının konuya ilişkin yaklaşımı ve dokümanları, Amerika Birleşik Devletleri, Finlandiya, Rusya Federasyonu ve Japonya gibi örnek ülkelerin nükleer acil durumların planlanması ve müdahale süreci ile ilgili düzenleyici ve teknik dokümanları ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Bu incelemeler sonucunda acil durum hazırlık ve planlaması kapsamında acil durum müdahale organizasyonu, tehlike değerlendirmesi sonucunda belirlenen acil durum hazırlık kategorileri, acil durumun sınıflandırılması ve acil durum eylem seviyeleri, acil durum sırasında kullanılacak iletişim yöntemleri, acil durum sırasında uygulanacak koruyucu eylemler ile diğer müdahale faaliyetleri ve bunların uygulanması için alınacak kararlar sırasında kullanılacak müdahale eylem düzeyleri ve acil durum sırasında gerçekleştirilecek olan radyolojik izleme çalışmaları gibi konular başta olmak üzere çeşitli konularla ilgili teknik bilgiler derlenmiş, kısa ve öz fakat geniş kapsamlı değerlendirme kriterleri oluşturulmuş ve bu kriterlerin ele aldığı konularla ilgili ayrıntılı bilgiler de tez kapsamında sunulmuştur.Item Nükleer tesislerde siber emniyet, siber saldırı senaryoları, sonuçları ve savunma sistemleri(Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, 2017-11) Çetin, Merve; Alim, Fatih; TAEK-NGDGünümüzde internetin yaygınlaşması ile birlikte sürekli gelişen ve değişen bilgi ve iletişim teknolojilerinin hayatımızın her alanında var olması yeni tehditleri de beraberinde getirmektedir. Bu yeni tehditler karşımıza siber silahlar olarak çıkmakta ve bize yeni yüzünü zararlı yazılımlar ile göstermektedir. Siber uzaydaki bu tehditler geliştikçe, emniyet ve savunma konusu da önem kazanmaya başlamıştır. Bu çalışmada nükleer tesislerde siber emniyet ve savunma konusu ayrıntılı olarak araştırılmış, gerek uluslararası alanda yaşanmış siber saldırıların incelenmesiyle, gerek yeni senaryoların oluşturulmasıyla olası siber tehditler değerlendirilmiş ve Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) için alınması gereken tedbirler tezde belirtilmiştir. Türkiye’de kritik altyapılarla ilgili siber çalışmalara dair yapılan yasal düzenlemeler ve siber emniyetle ilgili yapılan faaliyetler incelenmiş, kamu kurumlarını ve özel sektörü ilgilendiren siber emniyet çalışmaları hakkında bilgi verilmiştir. TAEK’in görev alanına giren nükleer tesislerin ve nükleer maddelerin emniyeti için siber alanda karşılaşılabilecek tehditlere karşı yapılması gereken başlıca kontroller ve önlemler değerlendirilerek, TAEK için öneriler getirilmiştir. Yapılan literatür araştırması sonucu mevzuatta yapılması gereken iyileştirmeler bulunduğu değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgulara göre düzenleyici ve denetleyici kurum olarak TAEK, ilk olarak bir siber emniyet politikası, uygulama ve yürütme planı oluşturmalıdır. Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezine(USOM) ile koordineli bir şekilde nükleer tesislere yönelik düzenli risk değerlendirmesi çalışmalarını gerçekleştirmelidir. Nükleer tesislere veya nükleer maddelere yönelik bir siber saldırı olması halinde bağlı bulunduğu Sektörel Siber Olaylara Müdahale Ekibi (Sektörel SOME)aracılığı ile veya doğrudan USOM’a olayı bildirmelidir. Ayrıca siber emniyet ile ilgili düzenleyici gereksinimleri belirlemeli ve nükleer tesislerin bu gereksinimlere uyumlu olup olmadığını düzenli ve resmi denetimlerle kontrol etmelidir. Bununla birlikte yetkilendirdiği kişi aracılığı ile tesise yapılan denetimlerde tesisin bilgi varlıklarını tanımlayıp sınıflandırdığını denetlemeli, yasal risk analizlerinin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğini göz önünde bulundurmalıdır. Siber emniyet olaylarının anlık analizi ve uygun raporlanıp raporlanmadığını denetlemeli ve gerekli tedbirleri almalıdır.Item Nükleer tesislerde performansa dayalı tasarım ve korunak binasının yapısal analizleri(Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, 2017-11) Uçak, Burak; Güner, Barış; TAEK-NGDAtom Enerjisi Uzmanlığı Yönetmeliği gereğince hazırlanmış olan bu uzmanlık tezinde, nükleer güç santralleri korunak binalarının, yapısal ve performansa dayalı tasarımının incelenmesi amaçlanmıştır. Tez kapsamında, öncelikle korunak binası ve performansa dayalı tasarımın esasları hakkında yapılan araştırmanın sonuçları hakkında açıklayıcı bilgiler sunulmuş, ardından, korunak binası için çeşitli yükleme koşulları altında ve uluslararası yaklaşım temelinde yapılan ana araştırmaya yer verilmiştir. Korunak binasının, reaktörde ve birincil soğutma sisteminde gerçekleşecek herhangi bir kaza sonucunda meydana çıkacak radyoaktif maddeler ile bunlarla birlikte ortaya çıkacak yüksek sıcaklık ve basınca dayanarak bünyesinde tutma görevi düşünülerek yüksek iç basınç; ülkemizdeki yüksek depremsellik ve bu nedenle planlanacak olan tüm nükleer güç santralleri için bunun en önemli doğal dış tehditleriden birini oluşturacağı düşünülerek deprem ve son olarak, konu üzerinde 11 Eylül saldırıları sonrasında oluşan hassasiyet ve olası sonuçlarının ciddiyeti sebebiyle pek çok insan kaynaklı dış tehdidi zarflayacağı dikkate alınarak uçak çarpması, tez bünyesinde ana başlıklar olarak incelenmiştir. Bu incelemelerde, her bir durum için önce korunak binasından beklenen performans ve yapısal davranış ile bunların belirlenmesine ilişkin yöntemler verilmiş, ardından Uluslararası Atom Enerjisi Ajansının yaklaşımı ile seçilmiş ülkelerin konuya eğiliş biçimleri, ülkemizdeki mevcut gereklerle birlikte irdelenmiştir. Sonuçta, genel olarak, tez kapsamında incelenen uluslararası kuruluşların ve ülkelerin yaklaşımlarında dikkate alınan uygulamalar sunulmuş, bu doğrultuda ülkemiz mevzuatında yeterli ve yetersiz bulunan kısımlara işaret edilmiştir.Item Nükleer emniyet denetimlerinde dikkat edilmesi gereken hususlar ve cezai yaptırımlar konusunda ülkemiz uygulamalarının diğer ülke uygulamaları ile karşılaştırılması(Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, 2017-11) Can, Yusuf; Alim, Fatih; TAEK-NGDBu tezde ülkemiz sınırları içinde barışçıl nükleer faaliyetlerde kullanılan nükleer maddeler ile nükleer tesislerin sabotaj, hırsızlık ve diğer kötü niyetli faaliyetlere karşı korunması amacıyla alınan nükleer emniyet tedbirlerinin, düzenleyici gerekliliklere uygun bir şekilde yerine getirildiğini garanti altına almak amacıyla gerçekleştirilen nükleer emniyet denetimleri ele alınmaktadır. Tezde, tespit etme sistemlerinin çalışma prensibi, kurulum kıstasları, bakım ve onarım prosedürleriyle ilgili genel bilgilere yer verilmiştir. Akabinde, bu tespit etme sistemleri aracılığıyla oluşan alarmların değerlendirmesi hususu da aynı derecede öneme sahip olması nedeniyle performansa dayalı ve kuralcı yaklaşım yöntemiyle ele alınmıştır. Denetçinin işlevselliklerini kontrol etmekle sorumlu olduğu yapı, sistem ve bileşenlerin denetiminde değerlendirilecek hususlar ele alınmıştır. Bu amaçla denetimlerde uygulanmak üzere mülakat soru listesi ve kontrol listeleri hazırlanmıştır. Bu çalışma ile nükleer emniyet denetimlerine ilişkin bir takım tavsiyelerde bulunulmuş, mevcut uygulamalar ile ilgili geliştirilmesi gereken hususlar belirtilmiştir. Düzenleyici denetimlerde tespit edilen kusur, eksiklik ve ihlallere yönelik ülkemiz yaptırım uygulamaları Amerika Birleşik Devletleri, Fransa, Japonya ve Rusya Federasyonu’nun uygulamaları ile karşılaştırılmıştır. Bu bağlamda, nükleer emniyet denetimlerinde karşılaşılabilecek muhtemel kusur, eksiklik ve ihlal örnekleri oluşturulmuş ve önem seviyelerine göre sınıflandırılarak yaptırım uygulamalarına bir referans teşkil etmesi amaçlanmıştır. Bu tez ile radyolojik sonuçlarla neticelenebilecek kötü niyetli faaliyetlerin önlenmesine ve ulusal nükleer emniyet rejiminin gelişmesine katkı sağlanması amaçlanmıştır.Item Nükleer enerji alanında üçüncü şahıslara karşı hukuki sorumluluğa ilişkin Paris Sözleşmesi ve Paris Sözleşmesi’ni değiştiren 2004 Protokolü’nün Türk hukukuna uygulanması(Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, 2017-11) İnal, Arda; Bölme, Anıl Bekir; TAEK-NGDNükleer enerjinin, elektrik üretimi başta olmak üzere tıp, endüstri, tarım, ulaştırma ve diğer pek çok alanda faydalar sağlamakla birlikte, taşıdığı karakteristik risklerle insan toplum ve çevre ve hatta gelecek nesiller üzerinde uzun zamanlı ve sınıraşan bir etki potansiyeline sahip olması, bu alanda ayrı, özel ve uluslararası bir hukuki sorumluluk rejimine ihtiyaç duyulmasına neden olmuştur. Dünya üzerinde nükleer enerji alanında üçüncü kişilere karşı hukuki sorumluluğa ilişkin belirli birtakım prensipler etrafında birleşen farklı uluslararası sözleşme rejimleri bulunmaktadır. Bu rejimler Nükleer Enerji Alanında Üçüncü Şahıslara Karşı Hukuki Sorumluluğa İlişkin Sözleşme (Paris Sözleşmesi), Nükleer Zarara İlişkin Hukuki Sorumluluğa Dair Viyana Sözleşmesi ve Nükleer Zararların Tazminine İlişkin Ek Sözleşme (The Convention on Supplementary Compensation for Nuclear Damage-CSC) rejimleridir. Türkiye, bu nükleer sorumluluk rejimleri içerisinde Paris Sözleşmesi’ne taraftır. Diğer uluslararası düzenlemeler gibi Paris Sözleşmesi de taraf devletleri millî hukukunda gerekli gördükleri tamamlayıcı düzenlemeleri yapmakta serbest bırakmakla birlikte nükleer sorumluluğa ilişkin kuralların birleştirilmesi amacı çerçevesinde taraf devletlerin iç hukuklarına kaim maddi hukuk hükümleri ihdas etmiştir. Bu hükümlerden bazıları iç hukukta düzenleme yapılmasını gerektirmekte ise de ülkemizin henüz buna yönelik bir düzenleyici kanunu bulunmamaktadır. Nükleer sorumluluk hukuku olarak adlandırılan hukuki rejimin ve Paris Sözleşmesi’nin ilkeleri ile hükümlerinin iç hukuktaki yansımalarının irdelenmesi, Türkiye’de nükleer enerji alanında yasal ve hukuki altyapının oluşturulmasında önemli katkılar sağlayacaktır. Ayrıca, yakın gelecekte dünyada yürürlüğe girmesi beklenen Paris Sözleşmesi’ni Değiştiren 2004 iv Protokolü’nün de irdelenmesi ve Türk hukukunda yaratacağı etkinin değerlendirilerek uygulamada karşılaşılabilecek sorunların ve olası çözüm önerilerinin tespiti oldukça büyük bir önem arz etmektedir. Bu alanda yapılacak çalışmaların gelecekte gerek nükleer sorumluluğa ilişkin mevzuatın hazırlayıcılarına gerekse uygulayıcısı olan mahkemelere ışık tutması ve ülkemizde nükleer enerjiye dair hukuki çerçevenin oluşturulmasına katkı sağlaması hedeflenmektedir.Item Nükleer santrallerin güvenliği için basınçlı ekipmanlara yönelik düzenlemeler ve yaklaşımlar, dünya uygulamaları ve Türkiye için öneriler(Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, 2017-11) Çakır, Erdem; Aliefendioğlu, Kadir Oğuzhan; TAEK-NGDNükleer santrallerde başta birincil çevrim ekipmanları olmak üzere basınç altında çalışan birçok ekipman bulunmaktadır. Bu ekipmanların öngörülen tüm işletme koşullarında ve yükler altında bütünlüklerini koruyarak işlevlerini yerine getirmeleri tesislerin güvenliği üzerinde dolayısıyla nükleer güvenliğin sağlanmasında büyük öneme sahip olmaktadır. Nükleer santrallerde kullanılan basınçlı ekipmanların düzenleyici kontrol altında tutulması ve bunların vasıflandırılmaları amacıyla düzenlemeler ve kurallar geliştirilmektedir. Bu tez çalışması ile dünyadaki belli başlı ülkelerde konu hakkındaki uygulamaların araştırılması ve ülkemiz için öneriler geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, ABD, Finlandiya, Fransa, Güney Afrika, Güney Kore ve Rusya Federasyonu düzenleme ve yaklaşımları ile uluslararası kuruluşlar tarafından yayımlanmış kaynaklar incelenmiş ve ülkemizdeki mevcut durum analizi yapılmıştır. Nükleer santrallerde kullanılan basınçlı ekipmanların tasarım, imalat, montaj, işletmeye alma ve işletme aşamaları; test, denetim ve uygunluk değerlendirmeleri ile ekipman imalatçıları, test ve denetim kuruluşları gibi bu ekipmanları ilgilendiren geniş bir alanın düzenlemelere konu edildiği saptanmıştır. Yapılan incelemeler ile elde edilen bilgiler Türkiye’deki durumla karşılaştırılmış ve nükleer basınçlı ekipmanlara ilişkin ulusal düzenlemelerin geliştirilmesine yönelik çalışmalarda yararlı olabilecek değerlendirme ve öneriler belirlenmiştir.Item Hayali bir nükleer tesisin fiziksel koruma programının hazırlanması ve olası senaryolar üzerinden değerlendirilmesi(Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, 2017-11) Akbay, Berk; Alim, Fatih; TAEK-NGDBu tez çalışmasında nükleer tesislerin ve nükleer maddelerin fiziksel korunması konusunda çok önemli bir belge olan fiziksel koruma programının oluşturulması ve değerlendirilmesi çalışmalarına katkı sunulmuştur. Bu amaçla fiziksel korumanın temel öğeleri, fiziksel koruma programının özellikleri, nükleer araştırma reaktörleri özelinde tehditler, hedefler, riskler ve bu etkenlerden kaynaklanan fiziksel koruma zorlukları incelenmiş, hayali bir araştırma reaktörü için bir fiziksel koruma programı taslağı hazırlanmıştır. Nükleer güç santralleri ve nükleer araştırma reaktörlerinin fiziksel korunmasına yönelik farklar belirlenmiştir. Farklı ülkelerin fiziksel koruma uygulamaları ve düzenlemeleri üzerine araştırmalar yapılmıştır. Nükleer tesislerin fiziksel koruma sistemlerinin değerlendirilmesi ve özellikle fiziksel koruma sistemlerinin değerlendirilmesinde çok önemli bir araç olan senaryo analizleri hakkında bilgiler verilmiştir. Senaryo analizleri konusu hayali bir nükleer tesisin fiziksel koruma sisteminin, hazırlanan senaryolar ile değerlendirilmesiyle pekiştirilmiştir. Emniyet değerlendirmelerinde bulunacak ekip ve kalite yönetimi konusunda tavsiyelerde bulunulmuştur. Fiziksel koruma programında bulunması gereken tüm konular değerlendirilirken kaynak teşkil etmesi amacıyla iyi uygulamalar derlenmiştir. Düzenleyici kurumun ve uygulayıcının nükleer tesislerde fiziksel korunmanın uygun seviyede sağlandığından emin olması için tesis ömrünün her aşamasındaki sorumlulukları da tez kapsamında sunulmaktadır.Item Nükleer emniyet olaylarında ulusal karşılık verme planı(2017-11) Coşar, Miray; Alim, Fatih; TAEK-NGDTez çalışmasında, Türkiye’de meydana gelebilecek nükleer emniyet olaylarına karşılık vermek üzere birden fazla kurum ve kuruluşun görev aldığı örnek bir ulusal karşılık verme planı hazırlanmıştır. Nükleer emniyet olaylarında ulusal karşılık verme planının amacı, uygulanacak müdahale faaliyetlerinin tanımlanması ve bu faaliyetleri yürütmekle görevli kurum ve kuruluşların belirlenmesidir. Bu amaçla, hazırlanan ulusal planda yer alan yetkili kurum ve kuruluşların yasal düzenlemeleri incelenerek olaylara müdahale süreci tanımlanmıştır. Ayrıca müdahale süreci oluşturulurken Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı tarafından yayımlanan konu ile ilgili dokümanlardan da faydalanılmıştır. Müdahale sürecinde, kurumlararası koordinasyondan sorumlu olan ulusal kurumlar belirlenmiştir. Nükleer emniyet olaylarında karşılık verme planına ilişkin, olayın tespit edilmesi, olay hakkında ilk bildirimin yapılması ve bildirim süresi, olay yeri yönetimi, iletişim merkezleri, uluslararası kuruluşlara bildirim ve olay soruşturması olmak üzere yürütülecek tüm müdahale faaliyetleri tezde tanımlanmıştır. Çalışma sonucunda, oluşturulan örnek ulusal müdahale planı ile birlikte diğer ülkelerin mevzuatı doğrultusunda ulusal mevzuata öneriler getirilmiştir.Item Nükleer güç santrallerinde kaza ve normal işletme sırasında çevreye verilebilecek sıvı radyoaktif salım ve atıkların neden olacağı radyolojik etkilerin belirlenmesine yönelik yol gösterici bir doküman geliştirilmesi(Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, 2017-11) Tanrıkul Demir, Ezgi; Ünver, Latife Özge; TAEK-NGDTez çalışmasında; nükleer güç santrallerinden (NGS’lerden) kaynaklanan sıvı radyoaktif deşarjlar, sıvı deşarjların oluşum mekanizmaları, NGS’lerde sıvı radyoaktif deşarjlara neden olan gerçekleşmiş kazalar, sıvı radyoaktif deşarjlara ilişkin ulusal ve uluslararası mevzuat incelenmiştir. Çalışmada ayrıca; denizlere ve yeraltı sularına verilen sıvı radyoaktif deşarjlardan kaynaklanan radyolojik sonuçların tahmin edilmesine yönelik modelleme yöntemleri (analitik, numerik, kompartmanlı modeller), radyonüklitlerin suda taşınım yolları, iç ışınlanma ve dış ışınlanmaya yönelik doz hesaplama yöntemleri ve normal işletme ve kaza durumlarında bu amaçla kullanılan yazılımlar hakkında bilgiler yer almaktadır. Çalışma bunlara ek olarak; normal işletme, beklenen işletme olayları ve kaza durumlarında yapılan sıvı radyoaktif deşarjlarla ilgili bilgilerin NGS lisanslaması sırasında (çevresel etki değerlendirme (ÇED) aşamasında, yer lisansı aşamasında ve inşaat lisansı aşamasında) değerlendirilmesine yönelik düzenleyici kurum tarafından bir kılavuz geliştirileceği zaman dikkate alınması gerekli bilgileri de önermektedir. Tez çalışması sonucunda sıvı deşarjlardan en fazla ortaya çıkan radyonüklitin trityum olduğu, ancak trityumun insan vücudundaki biyolojik etki ömrünün kısa olması (12 gün) ve radyoaktif yarılanma ömrünün kısa olması gibi sebeplerle 137Cs radyonüklidinin (biyolojik yarı ömrü 70 gün) kaza durumunda daha fazla önemsendiği sonuçlarına varılmıştır. Ulusal mevzuat sıvı deşarjlarla ilgili teknik detayları içermemekte olup, daha çok genel gereklerin düzenlenmesini ya da ulusal anlamda hükme bağlanması gereken konuları düzenlemektedir. Bu anlamda sıvı deşarjlarla ilgili teknik detayları içeren bir kılavuz geliştirilebilir. Tez çalışmasında yer alan lisanslama için önerilen bilgiler kapsamında; hafif sulu reaktörler için doz değerlendirmesi yapılırken en azından 3H, 134Cs, 137Cs, 60Co radyonüklitlerinin dikkate alınması ve ayrıca radyoaktif bozunma sonucu oluşan radyonüklitlerin ve radyonüklitlerin çevrede birikimlerinin de göz önünde tutulması gerektiği, dış ışınlanmada en fazla doz alımına sebep olan maruziyet yolunun kıyıda sediman aktivitesi olduğu, iç ışınlanmada ise en fazla doz alımına sebep olan maruziyet yolunun sucul besinlerin tüketimi olduğu, normal işletme için gerçekçi, kaza durumları için tutucu hesaplamalar yapılması gerektiği, analitik modellerin genel hesaplamalar için, sahaya özgü çok veri olmaması durumunda lisanslama sırasındaki ilk basamaklarda (ÇED, yer lisansı gibi) kullanılabileceği; diğer yandan numerik ve kompartmanlı modellerin ise sahaya özgü hidrolik-hidrojeolojik verilerle birlikte inşaat lisanslaması aşamasında kullanılacağı, Türkiye’de NGS sahaları için deniz hidrolik koşulları ile bağlantılı olarak deniz sularında analitik ya da kompartmanlı, yeraltı sularında ise numerik modellerin kullanılabileceği sıralanabilir.Item Nükleer tesislerden normal işletme ve kaza koşullarında atmosfere verilebilecek salımların neden olacağı radyolojik sonuçların belirlenmesine yönelik yol gösterici bir doküman geliştirilmesi(Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, 2017-11) Aksoy, Meltem Nihan; Gökeri, Gürdal; 0000-0003-2955-224X; TAEK-NGDBu tezde, Nükleer Güç Santralleri’nden (NGS) rutin işletmede ve kaza koşullarında atmosfere salınabilecek radyoaktif maddelerin tesis sahasının dışında sebep olabileceği radyolojik etkilerine ilişkin analizlerin NGS’lerin lisanslama aşamalarında değerlendirilmesinde kullanılmak üzere yol gösterici esasların belirlenmesi amaçlanmaktadır. Tez konusuna ilişkin ulusal mevzuat, uluslararası mevzuat ve yaklaşımlar değerlendirilmektedir. Ayrıca, konuya ilişkin ilgili tarafların sorumlulukları belirtilmektedir. NGS lisanslama aşamasında Yer Raporu’nun, Ön Güvenlik Analizi Raporu’nun (ÖGAR) ve Son Güvenlik Analizi Raporu’nun (GAR) hazırlanmasında rutin işletme ve kaza koşulları sırasında atmosfere salınabilecek radyoaktif maddelerin dağılımının ve halkın alabileceği radyasyon dozlarının hesaplanmasında kullanılabilecek yaklaşımlar bu tezde belirlenmektedir. Bu aşamalarda, başvuru sahibi tarafından Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’na (TAEK) sunulacak olan analizlerin uygunluğunun gözden geçirilip değerlendirilmesi için atmosferik dağılım ve doz hesaplarında dikkate alınması gereken hususlar ayrıntılı olarak açıklanmaktadır. Atmosferik dağılım modellemesinde karmaşık araziler için topoğrafyayı, karmaşık meteorolojik koşulları, bina etkisini ve ıslak çökelmeyi de dikkate alan modelleme çalışmasının yapılmasının sahadaki dağılım şartlarını temsil etmede önem arz ettiği değerlendirilmektedir. Bunun yanı sıra, NGS’den rutin işletmede atmosfere salınan radyonüklitlerden kaynaklanan halkın alacağı radyasyon dozunun değerlendirilmesinde her bir basamakta modellemenin karmaşıklığının arttığı iteratif yaklaşımın Yer Lisansı aşamasında sunulacak olan Yer Raporu’nda, İnşaat Lisansı kapsamında sunulacak olan ÖGAR’da ve İşletme Lisansı kapsamında sunulacak olan GAR’da uygulanmasının bu süreci kolaylaştırdığı ve yönlendirici olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca, Yer Raporu’nda, ÖGAR’da ve GAR’da yer alan kısa süreli salımlar için dağılım hesaplamalarında küresel meteoroloji verilerinin sahadan elde edilenlerle birlikte kullanıldığı bir yaklaşım belirtilmiştir. Buna ek olarak, lisanslama aşamalarında halkın alacağı radyasyon dozunun değerlendirilmesinde rutin işletme için kritik grup yaklaşımının kullanılmasının, kaza koşulları için ise temsili kişi yaklaşımının kullanılmasının doz tahmininde tutucu sonuçların elde edilmesini sağlayacağı değerlendirilmesi yapılmıştır.Item Türkiye’de mevcut ve planlanan faaliyetler kapsamında ortaya çıkan ve çıkacak olan düşük ve orta seviyeli radyoaktif atıkların bertarafı için tesis kurulmasına dair yol gösterici bir doküman geliştirilmesi(Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, 2017-11) Aksoy, Ahmet Burak; Bulut Acar, Banu; TAEK-NGDÜlkemizde yürütülmekte olan endüstriyel uygulamalar, tıbbi uygulamalar, araştırma ve geliştirme faaliyetleri ile diğer faaliyetler sonucunda ortaya çıkan düşük ve orta seviyeli radyoaktif atıklar ile kurulması planlanan nükleer güç santrallerinin işletiminden kaynaklanacak düşük ve orta seviyeli radyoaktif atıkların bir bertaraf tesisinde bertaraf edilmesi gerekmektedir. Planlanan faaliyetler ve ülkemiz radyoaktif atık envanteri ile uluslararası uygulamalar göz önünde bulundurulduğunda ülkemiz envanterindeki düşük ve orta seviyeli radyoaktif atıkların yakın yüzey bertaraf tesislerinde bertaraf edilebileceği değerlendirilmiştir. Yakın yüzey bertaraf tesislerinin saha seçimi, tasarımı, inşası, işletmesi, kapatılması ve kapatma sonrası kurumsal kontrol süreci aşamaları güvenli bir şekilde yürütülmelidir. Ayrıca, tesiste bertaraf edilen atıkların bütünlüğü ve çevreden yalıtımının sağlanması ile çalışanlar, toplum, çevre ve gelecek nesillerin bertaraf edilen radyoaktif atıkların zararlı etkilerinden korunması gerekmektedir. Bu çalışmada, düşük ve orta seviyeli radyoaktif atık bertarafının uluslararası örnekleri ile Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı dokümanları irdelenmiş, ülkemizde planlanan faaliyetler sonucunda ortaya çıkması beklenen düşük ve orta seviyeli radyoaktif atık miktarı hesaplanmış ve yakın yüzey bertaraf tesislerinin yetkilendirilmesi aşamaları için sorumluluklar, ilkeler, gerekler ve kriterler tanımlanmıştır. Çalışmanın sonunda, genel bir değerlendirme yapılarak, ülkemizde düşük ve orta seviyeli radyoaktif atıkların bertarafına ve bu amaçla kurulacak bertaraf tesisinin yetkilendirilme aşamalarına ilişkin bazı önerilerde bulunulmuştur.Item Nükleer güç santrallerinde birincil devre ekipmanlarında dekontaminasyon uygulaması(Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, 2017-12) Çetin, Yasin; Kırışık, Raşit; TAEK-NGDDekontaminasyon tanımı; ekipman veya tesislerin yüzeylerinde bulunan kontaminasyonların; yıkama, ısıtma, kimyasal-elektrokimyasal, mekanik temizleme ve diğer metotlar ile yüzeyden alınması ve temizlenmesi işlemidir. Dekontaminasyon uygulamaları, nükleer santrallerin söküm öncesinde ekipmanlarının ve söküm sonrasında oluşan kontamine olmuş atıkların uygun yöntem ile radyoaktivitesinin azaltılması işlemine dayanmaktadır. Ayrıca birincil devrede yer alan ekipmanların dekontaminasyonunda, kimyasal, elektrokimyasal ve fiziksel yöntemlerle ekipman veya parçaların yüzeylerinde veya yüzeye yakın derinliklerinde oluşan radyoaktif kirliliklerden başarılı bir şekilde kurtulunmaktadır. Tez kapsamında farklı tipte reaktörler için de dekontaminasyon uygulamaları anlatılmış olup; farklı ülkelerin nükleer alanda düzenleyici kurumlarının dekontaminasyona düzenleyici açıdan bakış açıları ele alınmıştır. Bu çalışmanın Türkiye Atom Enerjisi Kurumu nezdinde uzmanlık tezi olarak yürütülmesi, dekontaminasyon uygulamaları hakkında bilgilendirici mahiyette olup, ileriki çalışmalar için referans doküman olarak kullanılabilecektir.Item Nükleer santrallerde tek hata kriteri ve alınan önlemler, mevcut ülke mevzuatı ve diğer ülkelerin mevzuatı ile karşılaştırılması(Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, 2018-03) Semeoğlu, Mahmut; Kılınç, Buğra; TAEK-NGDGüvenilirliğin ve kullanılabilirliğin ön planda olduğu havacılık, uzay ve savunma alanlarındaki iş uygulamalarında olduğu gibi nükleer alanda da tek hata kriteri önemlidir. Bu nedenle nükleer düzenleyici kuruluşlar tek hata kriterinin uygulamasına önem vermiş ve nükleer tesis tasarımında bulunan güvenlik sistemleri bileşenlerinin bu kritere uyması için çeşitli düzenlemeler yapmıştır. Tezde genel olarak farklı nükleer düzenleyici kuruluşlarca tanımı yapılmış olan tek hata kriteri, bu kriter ile ilgili düzenlemeler ve bu düzenlemelerin uygulamaları incelenmiştir. Bunu yaparken ulusal ve uluslararası mevzuatın tek hata kriterine yaklaşımlarına bakılmış; kriterin uygulanmasındaki ortak yönlere ve farklılıklara değinilmiştir. Güvenlik sistemlerinin, güvenlik ile ilgili sistemlerin ve güvenlik destek sistemlerinin bakım, onarım, test, denetim gibi nedenlerle devre dışında kaldığı durumlar için tek hata kriterinin uygulanması hususu incelenmiştir. Devre dışı kalma süresince uygulanması gereken gerekliliklere değinilmiştir.Item Nükleer tesisler için geoteknik parametrelerin belirlenmesi ve temel tasarımı(Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, 2018-04) Aslan, Taha; Güner, Barış; TAEK-NGDTez çalışmasında, nükleer tesislerin lisanslanması aşamasında temel tasarımı kapsamındaki stabilite analizleri, oturma hesapları, zemin-yapı etkileşimi ve sıvılaşma analizleri konularının gözden geçirme ve değerlendirme çalışmalarında kullanılabilecek değerlendirme kriterleri geliştirilmiştir. Ayrıca temel tasarımında kullanılan geoteknik parametrelerin belirlenmesi için gerçekleştirilen geoteknik araştırma çalışmalarının denetimlerinde kullanılabilecek değerlendirme kriterleri geliştirilmiştir. Bu amaçla, ulusal mevzuat ve düzenleyici dokümanlar, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansının konuya ilişkin yaklaşımı ve dokümanları, Amerika Birleşik Devletleri, Rusya Federasyonu ve Japonya gibi örnek ülkelerin tez konularıyla ilgili düzenleyici ve teknik dokümanları ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Bu incelemeler neticesinde geoteknik ve jeofizik araştırma çalışmaları, bu çalışmalarda kullanılan saha ve laboratuvar deneyleri, temel tasarımı, temel tasarımında kullanılan stabilite analizleri, oturma hesapları, zemin-yapı etkileşimi ve sıvılaşma analizleri konularıyla ilgili teknik bilgiler derlenmiş, bu konulara ilişkin değerlendirme kriterleri oluşturulmuştur.Item Nükleer santral yapılarında yapı-zemin etkileşimi (SSI) modelleme ve analiz incelemeleri(Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, 2018-04) Akgöz, Ali; Güner, Barış; TAEK-NGDAtom Enerjisi Uzmanlığı Yönetmeliği gereğince hazırlanmış olan bu uzmanlık tezinin konusu nükleer güç santralleri yapılarında yapı-zemin etkileşiminin modellenme yöntemleri ve analizlerinin incelenmesidir. Tezin amacı nükleer santrallerin lisanslanması sürecinde yapılan gözden geçirme ve değerlendirme faaliyetleri için yapı-zemin etkileşimi hususunda referans olacak yardımcı bir kaynak oluşturmaktır. Tez, yapı-zemin etkileşimini nükleer güvenlik ile ilgili yapı, sistem ve bileşenler kapsamında değerlendirmektedir. Yapı-zemin etkileşimi konusu sismik saha tepkisi, sismik dalga hareketleri, zemin mekaniği, jeoloji, yapı mekaniği ve yapı dinamiği gibi konuları içeren çok yönlü bir konudur. Bu konuda yapılan çalışmalarda zemin davranışı, yapı davranışı, sismik yer hareketinin zeminde ilerlemesi gibi birçok değişkene bağlı unsurların ele alınması gerekmektedir. Tez çalışması kapsamında bu unsurlardaki farklı varsayımların yapı-zemin etkileşimi sonuçlarına etkisi irdelenmiştir. Çalışma için tipik bir reaktör binasına ait iki adet yapı modeli ve 8 adet zemin modeli oluşturulmuştur. Yapılan analizlerde yapı model tiplerinin, farklı zemin tiplerinin, rijit temel kabulünün, temelin gömülü olmasının, zemin sönümlenme değerlerindeki değişimlerin ve zemin modelleme tiplerinin sonuçlara etkisi incelenmiştir. İncelemeler sonucunda parça kütleli çubuk modelin üç boyutlu sonlu eleman modeline göre daha tutucu sonuçlar verdiği görülmüştür. Zemin modellerinde en üst tabakaların sonuçlara önemli oranda etki ettiği görülmüştür. Rijit olarak modellenen temel durumunda genel olarak esnek temel durumuna göre hesaplanan ivme değerlerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Temelin gömülü olmasının genel olarak hesaplanan ivme değerlerini düşürdüğü görülmüştür.Item Nükleer tıp ünitelerinde radyoaktif kaynak yönetimi, radyoaktif atık yönetimi ve işletmeden çıkarma işlemlerinin incelenmesi, güvenlik ve emniyete yönelik zafiyetlerin tespiti ve önlenmesine yönelik öneriler geliştirilmesi(Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, 2018-04) Şimşekçi, Utku; Yıldırım, Şenay; TAEK-RSGDNükleer tıp, hastalıkların tanı ve tedavisinde radyoaktif maddelerin kullanıldığı bir tıp branşıdır. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu kayıtlarına göre, 2017 yılı sonunda Türkiye’de 554 adet nükleer tıp görüntüleme cihazı ve 64 adet yataklı tedavi ünitesi lisanslı olarak faaliyet göstermektedir. Her geçen yıl Türkiye’de faaliyet gösteren nükleer tıp ünitelerinin sayısı artmakta ve bu uygulamalarda radyasyon kazaları yaşanabilmektedir. Bu nedenle, nükleer tıp ünitelerinde radyasyon güvenliğini ve emniyeti sağlamak için alınacak önlemler; radyasyon çalışanları, toplum ve çevrenin korunması açısından oldukça önem arz etmektedir. Bu tez çalışmasında; nükleer tıp ünitelerinde radyoaktif kaynak yönetimi, radyasyondan korunma programı, radyasyon güvenliği denetimleri, radyoaktif atıkların yönetimi, ünitenin kapanması veya taşınması durumunda uygulanacak işletmeden çıkarma işlemleri ve nükleer tıpta kullanılan radyoaktif kaynakların emniyeti incelenerek, söz konusu işlemler için radyasyon kazası ihtimalini en aza indirmeyi ve kazanın vuku bulması halinde etkilerinin azaltılmasını amaçlayan güvenlik önlemlerinin yanı sıra, nükleer tıpta kullanılan açık veya kapalı radyoaktif kaynakların kaybolması, çalınması veya yetkisiz kişiler tarafından kullanılması gibi durumları engellemek için alınan emniyet önlemlerine ilişkin zafiyetler tespit edilmiştir. Ayrıca, nükleer teknolojide gelişmiş ülkelerden olan Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, Fransa, Japonya ve Rusya Federasyonu’ndaki nükleer tıp düzenlemeleri incelenerek, ülkemizdeki mevcut düzenlemeler ile karşılaştırmalar yapılmış ve tespit edilen zafiyetlerin giderilmesi için öneriler geliştirilmiştir.Item Nükleer santrallerde sismik tehlike analizi(Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, 2018-06) Öney, Kevser; Alim, Fatih; TAEK-NGDNükleer güç santrallerinin hasar yapıcı depremlere karşı dayanıklı bir şekilde tasarımlanmaları sahaya özel sismik tehlike analizi sonuçlarına göre yapılmaktadır. Bu tez çalışmasında nükleer santral sahalarında deprem kaynaklı oluşabilecek yer hareketinin nicel olarak değerlendirilmesi amacıyla yapılan sismik tehlike analizinin temel uygulamaları sunulmaktadır. Bu amaçla Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın konuya ilişkin yaklaşımı ve kılavuzları başta olmak üzere akademik yayınlar ve nükleer düzenleyici kurumların konuya dair rapor ve kılavuzları ayrıntılı bir biçimde incelenmiştir. İncelenen dokümanlardaki teknik bilgiler derlenerek deterministik ve olasılıksal sismik tehlike analizi yöntemlerinde uygulanması gereken temel aşamalar açıklanmış ve bu iki yöntem farklı açılardan karşılaştırılmıştır. Ayrıca sismik tehlike analizi uygulamalarının iki temel bileşeni olan sismik kaynak ve yer hareketi karakterizasyonu açıklanarak sismik kaynak geometrisi, deprem kataloğu, magnitüd-sıklık ilişkisi, depremlerin zaman içinde oluşum modelleri, ampirik yer hareketi tahmin denklemleri (azalım ilişkileri), Türkiye için geliştirilen azalım ilişkileri ve yeni nesil azalım modelleri açıklanmıştır. Çalışmanın ülke uygulamaları bölümünde Amerika Birleşik Devletleri, Japonya, Fransa, Almanya, Güney Kore, Finlandiya, Rusya ve İsviçre gibi ülkelerin konuya olan yaklaşımı tartışılmış ve Türk mevzuatı ile karşılaştırılması yapılmıştır. Çalışma sonucunda diğer ülkelerin mevzuatı doğrultusunda Türk mevzuatının yeterliliği sorgulanmış ve Türk mevzuatına önerilerde bulunulmuştur.Item Nükleer güç santrallerinde kullanılan enstrümantasyon ve kontrol sistemlerinin kullanım ömür yönetimi ve modernizasyonu(Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, 2018-06) Günkut, Serhat Tolga; Biçer, Çağrı; TAEK-NGDTez çalışmasında, nükleer santrallerde bulunan enstrümantasyon ve kontrol sistemlerinin modernizasyon faaliyetleri aşama aşama anlatılmıştır. Nükleer santrallerde kullanılan enstrümantasyon ve kontrol sistemleri ile ilgili Türkçe kaynak bulunmadığı için temel seviyede kontrol sistemi bileşenleri anlatılmıştır. Nükleer santrallerde kullanılan enstrümantasyon ve kontrol sistemlerinin genel tanıtımından sonra, modernizasyon faaliyetlerine ihtiyaç duyulma sebepleri incelenmiştir. Enstrümantasyon ve kontrol sistemlerinin modernizasyonu kapsamlı bir faaliyet olduğu için etkili bir modernizasyon yönetimine yer verilmiştir. Enstrümantasyon ve kontrol sistemlerinin modernizasyonu çerçevesinde Çek Cumhuriyeti (Çekya), Ukrayna, Macaristan, Finlandiya, İsveç, İsviçre, Japonya, Fransa, Amerika Birleşik Devletleri ülkelerinde bulunan nükleer santrallerde yapılan çalışmalar anlatılmıştır. Ayrıca Uluslararası Atom Enerjisi Ajansının ve Uluslararası Elektroteknik Komisyonunun enstrümantasyon ve kontrol sistemleri ile ilgili belgeleri, Amerika Birleşik Devletleri, Finlandiya gibi örnek ülkelerin düzenleyici ve teknik belgeleri nükleer güvenlik kavramları çerçevesinde incelenmiştir. Bu incelemeler sonucunda enstrümantasyon ve kontrol sistemlerinin tasarlanmasından sahada kurulumuna kadar olan faaliyetlerde düzenleyici kurumun üzerinde durduğu konular ülke örnekleri verilerek derlenmiştir. Tüm bu bilgiler ışığında enstrümantasyon ve kontrol sistemlerinin modernizasyon çalışmaları kapsamında hazırlanan bu çalışmanın ileride geliştirilecek kurum mevzuatına yol göstermesi beklenmektedir.Item Nükleer güç santrallerinde yangın güvenliği ile ilgili ülke yaklaşımları ve Türkiye için öneriler(Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, 2018-06) Erdoğan, Mehmet Hamdi; Öztemiz, Miraç Bahadır; TAEK-NGDNükleer santrallerin işletiminde en temel nokta nükleer güvenliğin tesis edilmesidir. Hayata geçirilmek istenen nükleer santral projelerinin güvenliğine ilişkin tüm hususlar ülkelerin düzenleyici kurumlan tarafından İncelenmekte ve güvenli olduğu teknik ve idari incelemeler neticesinde anlaşılan projeler düzenleyici kurumlar tarafından lisanslandıktan sonra faaliyete girmektedir. Lisanslama ve denetim süreçlerinde personelin kullanacağı mevzuat büyük öneme sahip konulardan birisidir. Ülkemizin son yıllarda nükleer santrallere sahip olmak istemesiyle birlikte bu süreçlerde ihtiyaç duyacağı mevzuattaki eksiklikler gündeme gelmiştir. Yangından korunma gibi nükleer güvenliğin sağlanmasında öne çıkan konulardan birisi için ülkemizin hâlihazırda özel bir düzenlemesi mevcut değildir. Mevcut yangından korunma yönetmeliğinin hükümlerinin nükleer güç santrallerinde uygulanabilir olmaması ancak kapsam olarak enerji üretim tesislerini de dâhil etmesi dolayısıyla yönetmeliğin kullanımı anlamında kilitleyici bir durum ortaya çıkmıştır. Bu noktadan hareketle gerek uluslararası otoritelerin gerekse de diğer ülkelerin yangın güvenliğine ilişkin mevzuatı incelenerek, nükleer güç santralleri için hazırlanacak olan yangın güvenliği yönetmeliğine yol gösterici bir çalışma yapılması amaçlanmıştır. İkinci bölümde yangın ve yaygın olarak kullanılan analiz yöntemleri hakkında temel kavramlara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde geçmişte yaşanan yangın olaylarına ilişkin bilgiler verilerek bunların dünya genelinde mevzuatı nasıl yönlendirdiği belirtilmiştir. Dördüncü ve beşinci bölümlerde nükleer güç santrallerinin tasarımı ve işletimine yönelik uluslararası kabul gören temel düzenleyici gereklerden bahsedilmiştir. Son bölümde ise konuyla ilgili erişilebilir mevzuata sahip ülkelerin mevzuatı incelenmiş ve genel yaklaşımları değerlendirilmiştir. Ülkemizin mevcut durumunun detayları aktarılarak sorunlar tanımlanmıştır. Nihai olarak yapılan değerlendirme ve önerilerde, hazırlanacak olan nükleer güç santrallerinin yangın güvenliğine yönelik yönetmeliğin yapısına ve içeriğine ilişkin sonuçlara yer verilmiştir.