Rapor 2010-2019 yılları
Permanent URI for this collection
Browse
Browsing Rapor 2010-2019 yılları by Issue Date
Now showing 1 - 20 of 62
Results Per Page
Sort Options
Item Farklı tip biberlerde mutasyon ıslahı(Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, 2010) Kantoğlu, K. Yaprak; Tepe, Akın; Kunter, Burak; Fırat, Ahmet Fikret; Ekiz, Hüsnü; Peşkircioğlu, Hayrettin; TAEK-SANAEM1999-2005 yılları arasında TAEK, SANAEM ve BATEM tarafından ortak olarak yürütülen bu projede örtüaltı yetiştiriciliği açısından önem taşıyan ve BATEM tarafından geliştirilen Sera Demre 8 ve ST 59 sivri biber çeşitlerinde mutasyon ıslahı tekniklerinden yararlanılarak gen havuzunun genişletilmesi hedeflenmiştir. Yapılan lineer regresyon analizi sonucunda 166 Gy’lik ışın dozunun etkili ışınlama dozu olduğu belirlenmiştir. İşınlama sonrası elde edilen mutant bitkilerde yapılan seleksiyon çalışmaları ve gözlemler sonucunda kontrollara göre verim ve kalite açısından üstün olduğu belirlenen 14 umutvar hat tesbit edilmiştir, çalışma sonucunda elde edilmiş olan bu mutant hatlar halen F1 hibrit ıslah programlarında melezleme materyali olarak kullanılmaktadır.Item Türkiye'deki çevre radyoaktivitesinin izlenmesi, 2009(Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, 2010) Arıkan, İsmail Hakkı; Yücel, Bilgi; Özdemir, Tonguç; Demirel, Halil; Oğuz, Feridun; Koç, Zafer; TAEK-RSGDBu raporda, çevre radyoaktivitesinin izlenmesi programı kapsamında, Türkiye’nin yedi coğrafi bölgesinden 2009 yılında temin edilen çevre ve gıda örneklerinde ölçülen doğal ve yapay radyonüklitlerin aktivite derişimleri ile toplam alfa/beta aktivite derişimlerinin yanı sıra gezici radyasyon ölçüm sistemi ile elde edilen dış ortamda (havada) soğurulan gama doz hızlarının sonuçları sunulmuştur. Örneklerdeki doğal ve yapay radyonüklitlerin aktivite derişimleri ve toplam alfa/beta aktivite derişimleri, gamaspektrometresi, alfaspektrometresi, sıvı sintilasyon spektrometresi ve toplam alfa/beta sayım sistemi kullanılarak ölçülmüştür. Analiz edilen yüzey toprak örneklerindeki 226Ra, 232Th ve 40K doğal radyonüklitlerinin aktivite derişimlerinin ortalama değerleri sırasıyla, 34,7±1,7 Bq kg(-1), 35,4±0,8 Bq kg(-1) ve 450,0±17,9 Bq kg(-1) bulunmuş iken, fisyon ürünü olan 137Cs radyonüklitinin aktivite derişiminin ortalama değeri ise 11,6±0,5 Bq kg(-1) olarak bulunmuştur. Topraktaki doğal radyonüklitlerin sebep olduğu dış ışınlanmadan kaynaklanan soğurulan gama doz hızı ve etkin doz hızının ortalaması, sırasıyla, 54,6 nGy h(-1) ve 0,07 mSvy(-1) olarak değerlendirilmiştir. Analiz edilen içme suyu örneklerinden toplam alfa/beta aktivite derişimleri sınır değerin üzerinde ölçülen örnekler ileri radyoaktivite analizlerine tabi tutulmuş ve bu örneklere ait hesaplanan Toplam Gösterge Dozu değerlerinin sınır değerin altında olduğu tespit edilmiştir. Analiz edilen gıda örneklerindeki 23SU, 232Th ve 226Ra aktivite derişimleri, ölçülebilir en düşük aktivite (ÖEA) değerinden daha düşük iken 134Cs radyonükliti gözlenmemiştir. Süt örneklerinde ölçülen 137Cs ve 90Sr radyonüklitlerinin ortalama aktivite derişimleri ise 0,28 Bq L(-1) ve 0,05 Bq L(-1)’dir. Bu değerler, 1986 yılında meydana gelen Çernobil Nükleer Santrali kazası nedeniyle Avrupa Birliği tarafından 737/90/EC sayılı Konsey Yönetmeliği esas alınarak radyasyon kontrolüne tabi tutulan gıdalar için belirlenen sınır değerlerinden çok düşüktür. Analiz edilen gıdalardaki mevcut 40K, 137Cs ve 90Sr radyonüklitinden yayınlanan radyasyonun sebep olduğu iç ışınlanmadan kaynaklanan toplam yıllık doz 193,0 µSv olarak değerlendirilmiştir. Türkiye’deki çevresel radyasyonun izlenmesi programı kapsamında 2009 yılı içinde yapılan çalışmaların değerlendirilmesi sonucunda insan sağlığını ve çevreyi radyolojikaçıdan olumsuzyönde etkileyecek herhangi bir durum tespit edilmemiştir.Item Eskişehir ili Sivrihisar yöresinden alınan jips kristalinin ESR ve TL teknikleri ile incelenmesi ve tarihlendirilmesi(Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, 2010) Aydaş, Canan; Engin, Birol; Aydın, Talat; TAEK-SANAEMEskişehir-Sivrihisar yöresinden alınan jips kristalleri Elektron Spin Rezonans (ESR) ve Termolüminesans (TL) teknikleri ile incelenip tarihlendirildi.Çalışılan jips örneklerinin doğal ESR spektrumunda g=2.009’deki ESR sinyaline ilaveten Mn(2+) iyonlarına ait sinyaller de gözlenmiştir. Gama ışınlaması ile g=2.009 spektroskopik yarılma çarpanına sahip ESR sinyal şiddetinin gama ışınlama dozu ile arttığı gözlendi. Bu ESR sinyali (g=2.009) jips örneklerinin tarihlendirilmesinde kullanıldı. Işınlanmamış jips örneğinin TL ışıma eğrilerinde 278 (o)C civarında tek bir TL ışıma piki gözlendi. Işınlanmış örneklerde ise 278 (o)C‘da çıkan TL pikine ilave olarak 157 (o)C’de bir TL ışıma piki daha gözlenmiştir. Jips örnekleri (60)Co gama kaynağı ile ışınlandı. Jips örneklerinin ESR spektrumları ve TL ışıma eğrileri, sırasıyla X-bant ESR spektrometresi ve RisØ TL/OSL okuyucu ile kaydedildi. Örnekler için ESR/TL doz-cevap eğrileri oluşturuldu. Doz-cevap eğrileri doyuma giden üstel fonksiyonuna fit edildi. Bu model esas alınarak tarihlendirme için toplam doğal ışınım doz (JD) değerleri belirlendi. Jips kristalleri ve bunların çevrelerinde bulunan dolomite için (238)U, (232)Th and (40)K analizleri yapıldı. İç doz hızı jips örneklerindeki (238)U, (232)Th ve (40)K sonuçlarından hesaplandı. Dış doz hızı dolomite için elde edilen (238)U, (232)Th and (40)K analiz sonuçları ve kozmik ışın doz hızı kullanılarak hesaplandı. Bulunan sonuçlardan yıllık doz hızı değeri hesaplanarak tarihlendirme hesaplamalarında kullanıldı. Jips kristallerinin ilk oluşumlarındandan sonra ardışık bir çok kez yeniden kristalleşmesi nedeni ile, jipsler için hesaplanan yaş değeri beklenen oluşum yaşından daha küçük çıkmıştır.Item National report for the convention on nuclear safety : A full report to the fifth review meeting of nuclear safety convention, September 2010(Turkish Atomic Energy Authority, 2010) TAEK-NGD; Turkish Atomic Energy AuthoritySince the fourth Review Meeting of Nuclear Safety Convention on April 2008, Turkey has issued twelve regulations or revisions regarding nuclear safety seven of them are related to nuclear power plant safety. Turkey has ratified the signed bilateral agreement on early notification of nuclear accidents with Romania, and signed and ratified two more agreements with Ukraine and Russia. Meanwhile, governmental decision on embarking to nuclear power has been made and an intergovernmental agreement with the Russian Federation to build four units of WER 1200 in Akkuyu site has been signed by the government and ratified by the parliament. First application for construction license is expected in 2011. Negotiations have been started with South Korea to explore the possibility of building APR 1400 units in Sinop site. Negotiations on intergovernmental agreement is expected to start in last quarter of 2010 and signed before 2011.Item Türkiye'deki çevre radyoaktivitesinin izlenmesi, 2008(Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, 2010) Arıkan, İsmail Hakkı; Özdemir, Tonguç; Yücel, Bilgi; Oğuz, Feridun; Turhan, Şeref; Koç, Zafer; TAEK-RSGDBu raporda, çevre radyoaktivitesinin izlenmesi programı kapsamında, 2008 yılında Türkiye’nin 7 coğrafi bölgesinden temin edilen çevre ve gıda örneklerinde ölçülen doğal ve yapay radyonüklitlerin aktivite derişim değerleri, toplam alfa/beta aktivite derişim sonuçları, konutlarda ölçülen radon gazı aktivite derişim değerleri, gezici radyasyon ölçüm sistemi ile elde edilen veriler ve dış ortamda (havada) ölçülen radyasyon doz hızı değerleri sunulmuştur. Örneklerdeki doğal ve yapay radyonüklitlerin aktivite derişimleri ve toplam alfa/beta aktivite derişimleri, gama spektrometresi, alfa spektrometresi, sıvı sintilasyon spektrometresi ve toplam alfa/beta sayım sistemi kullanılarak ölçülmüştür. Analiz edilen yüzey toprak örneklerindeki 226(Ra), 232(Th) ve 40(K) doğal radyonüklitlerinin aktivite derişimlerinin ortalama değerleri sırasıyla, 26,0±0,9 Bq kg(-1), 31,6±1,2 Bq kg(-1) ve 438,5±13,5 Bq kg(-1) olarak bulunmuş iken, fisyon ürünü olan 137(Cs) radyonüklitinin aktivite derişiminin ortalama değeri ise 10,5±1,0 Bq kg(-1) olarak bulunmuştur. Topraktaki doğal radyonüklitlerin sebep olduğu dış ışınlanmadan kaynaklanan dış ortamda soğurulan gama doz hızı ve etkin doz hızının ortalaması, sırasıyla, 49,4 nGy h(-1) ve 0,06 mSv y(-1) olarak değerlendirilmiştir. Analiz edilen gıda örneklerindeki 23(SU), 232(Th) ve 226(Ra) aktivite derişimleri, ölçülebilir en düşük aktivite (ÖEA) değerinden daha düşüktür. Yedi kategorideki gıda örneklerinde ölçülen ortalama 40K aktivite derişim değeri 129,8±11,3 Bq kg(-1) iken 137(Cs) aktivite derişim değeri, mantar ve fındık örneklerinin dışında, ÖEA değerinin altındadır. Süt örneklerinde ölçülen 137(Cs) ve 90(Sr) radyonüklitlerinin ortalama aktivite derişimleri ise 0,61 Bq L(-1) ve 0,05 Bq L(-1)’dir. Bu değerler, 1986 yılında meydana gelen Çernobil Nükleer Santrali kazası nedeniyle Avrupa Birliği tarafından 737/90/EC sayılı Konsey Yönetmeliği esas alınarak radyasyon kontrolüne tabi tutulan gıdalar için belirlenen sınır değerlerinden çok düşüktür. Analiz edilen gıdalardaki mevcut 40(K), 137(Cs) ve 90(Sr) radyonüklitinden yayınlanan radyasyonun sebep olduğu iç ışınlanmadan kaynaklanan toplam yıllık doz 164,4 pSv olarak değerlendirilmiştir. Türkiye genelinde konutlarda ölçülen radon gazı aktivite derişim değerleri 400 Bq m(-3) değerinin altındadır.Item Odak-3K cihazıyla plastik iz dedektörleri kullanılarak yapılan plazma odak ölçümleri(Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, 2010) Akgün, Yeşim; Bölükdemir, A. Seda; Kurt, Erol; Öncü, Tolga; Alaçakır, Ali; TAEK-SANAEMBu çalışmada, yeni geliştirilmiş küçük ölçekli ODAK-3K plazma odak cihazı ile yapılan test amaçlı füzyon araştırma sonuçlarını açıklanmaktadır. Cihaz maksimum 3kJ’lük bir enerji girdisine sahiptir ve hem plazma hem de D-D reaksiyonu araştırmaları için kullanılmaktadır. Döteryum ile yapılan deneylerde görülmüştür ki; V=14 kV voltaj için P=11.5 mbar basınçta cihazın elektrotları arasında I(peak)=39 kA’lik bir pik akımı akmaktadır. Cihazın her çalışması sonrasında ortalama toplam nötron çıkışının 3.3x105 olduğu, plazma odak tüpü içine, anodun tam karşısına yerleştirilmiş olan CR-39 plastik detektörleri ile gözlenmiştir.Item Coxiella Burnetii'nin kenelerden polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) ve PCR-RFLP ile saptanması(Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, 2010) Altay, Gülay; Emre, Zişan; Canpolat, Seyit; Düzgün, Ali; Vatansever, Yusuf; Mert, Hülya; Altay Çapın, Gülay; TAEK-SANAEMCoxiella burnetii, Q humması hastalığının etiyolojik etkeni olup, obligat intraselüler bir bateridir. Doğada yaygın olarak bulunur ve çeşitli hayvanlarda (sığır, konin, keçi) ve insanlarda Q-humması enfeksiyonunu oluşturur. C. burnetii sütlerden, kenelerden ve akut veya kronik Q humması ile enfekte insanlardan izole edilmiştir. Keneler, C. burnetii’nin rezervuarı ve birincil vektörleridir. Kırktan fazla kene türünün C. burnetii ile enfekte olduğu saptandığından keneler doğada enfeksiyonun belirleyicisi olarak görülmededirler. Bu çalışmada, Türkiye’nin 38 ilinden toplam 2472 (1446 dişi, 1021 erkek, 5 nymph) adet kene toplandı. Bu keneler toplandığı ile, tür ve cinsiyetine göre 1-7 adedi bir araya getirilerek gruplandırıldı. Gruplar DNA ekstraksiyonu sonrasında CB1 ve CB2 primerleri kullanılarak PCR ile C. burnetii’nin varlığı yönünde incelendi. Denizli’den toplam 56 kene toplanmış olup, bu keneler tür ve cinsiyetlerine göre 13 gruba ayrılmışlardır. Bu gruplardan 6’sı PCR sonucunda pozitif bulunmuştur. Ankara’dan toplanan toplam 160 kene ise ayni şekilde 53 gruba ayrılmış ve bu gruplardan sadece birinde PCR sonucunda pozitiflik saptanmıştır. PCR ürünlerinin spesifisitesi restriksiyon analizi ile değerlendirildi. Pozitif PCR ürünleri Taq1 enzimi ile kesildiğinde C. burnetii Nine Mile RSA493 suşunda görüldüğü gibi yaklaşık 118, 57, 43 ve 39 bp’lik 4 bant ortaya konuldu.Item Nükleer teknikle patateste mutasyon ıslahı(Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, 2010) Şekerci, Süreyya; Sağel, Zafer; Peşkircioğlu, Hayrettin; Uslu, Nevzat; Kayabaşı, Nüket; TAEK-SANAEMPatates üretim ve beslenmedeki yeri bakımından tahıllardan sonra en fazla yetiştirilen ürünlerden birisidir. Günümüzde patates yumrularının hem taze besin olarak hem endüstride cipslik ve parmak patates olarak değerlendirilmesi, nişasta yapımı, alkol elde edilmesi, hayvan yemi olarak kullanılması nedenleri ile kullanımı her gün artmaktadır. Dünyada en fazla patates üretimi yapan ülke Çin’dir. Türkiye de ise 20007 yılı rakamlarına göre 4280 milyon ton patates üretimi yapılmaktadır [4]. Patates yumrulu bitkiler grubundadır, ülkemizin her yerinde patates tarımı yapılmasına rağmen en fazla Orta Anadolu’da bu bölgede de Niğde ve Nevşehir illerinde üretim yapılmaktadır. Türkiye’de yapılan patates yetiştiriciliğinin % 43,2’Sİ belirtilen illerde yapılmaktadır. Yurdumuzda 2007 yılı rakamlarına göre 158.500 Ha alanda [4] patates tarımıyapılmaktadır. Patates tarımında en büyük girdi tohumluktur. Çünkü patates vegetatif olarak yumru ile çoğaltılmaktadır. Kullanılan tohumluk miktarı amaca, ekolojik koşullara, çeşide bağlı olmakla beraber dekara 250-300 kg civarındadır. Ülkemizde 1972 yılından beri patates tescil çalışmalarına başlanmıştır. 2007 yılına kadar 68 çeşit tescil edilmiş ancak bunlardan 2 si dışında (Pasinler, Nif) hepsi yurtdışından tescilli çeşitler getirilerek adaptasyon denemeleri ile tescil edilmiştir [3]. Türkiye de geliştirilen Pasinler ve Nif çeşitleri tohumluk programında yer almamaktadır [2]. Patates tohumluğunda yerli çeşidimiz yoktur. Patates tohumluğunda çeşitler bazında % 100 dışa bağımlı hale gelinmiştir.Bu amaçla ülkemiz şartlarına uygun adaptasyon kabiliyeti yüksek, verimli, hastalık, zararlılara ve depolamaya dayanıklı olgunlaşma dönemi farklı kuru madde, nişasta miktarı yüksek dolayisi ile sanayide kullanılabilecek, tüketici tercihine uygun mutant çeşitler geliştirerek çiftçinin hizmetine sunulması amaçlanmaktadır. Bu çalışmada başlangıç materyali olarak kullanılan ülkemizde uzun yıllardan beri geniş alanlarda yetiştiriciliği yapılan Marfona patates çeşidi 1991 yılında ülkemizde tescil edilmiş orta erkenci olum grubunda, açık sarı et ve kabuk rengine sahip beyaz çiçekli, iri yumrulu bir çeşittir. Virus hastalıklarına oldukça dayanıklı (A,X,Y viruslarina dayanıklı) PLRV virusuna dayanıksız yalnızca yemeklik olarak kullanılabilen nişasta ve kuru maddesi düşük bir çeşittir. Projenin Tarim ve KOyişleri Bakanlığı Niğde Patates Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü ile ortaklaşa yürütülmesi 2004yılında kabul edildi. 2002-2004 yılları arasında Marfona patates çeşidinde doz belirleme çalışmaları tamamlandı. Yumruda doz belirleme çalışması İçin 12 Mart 2004 tarihinde NPAE Müdürlüğünden temin edilen sertifikalı kademedeki Marfona patates çeşidi yumruları Kobalt 60 kaynağında (6.Co) 15,30,40,50,70,100 Gy ışınlanarak serada 3 tekerrürlü saksı denemesi kuruldu. Denemede % çıkış miktarı, çıkış gün sayısı, ana dal sayısı ve uzunluğu ile yan dal sayısı ve uzunluğu ölçümleri yapılarak istatistiki olarak değerlendirildi.Item Narenciye grubu meyvelerde karantina amaçlı ışınlamanın gıda kalitesi ve hijyeni üzerine etkisinin araştırılması(Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, 2010) Aylangan, Ayça; Başbayraktar, Vasfiye; Çetinkaya, Nurcan; Denli, Emine; Erçin, Demet; Erel, Yakup; Güçlü, Hülya; Halkman, Hilal B. D.; İç, Erhan; Koluman, Ahmet; Köseoğlu, Turhan; Özvatan, Sümer; Özyardımcı, Berna; Uygun Sarıbay, Mine; Taraklı, Mehmet D.; Ünal, Zati; Yazıcı, Nizamettin; Yücel, Pelin; Tükenmez, İbrahim; TAEK-SANAEMBu projede, Türkiye’de narenciye sektörünün karşılaştığı en önemli sorunlardan birisi olan Akdeniz meyve sineği (Ceratitis capitata) ile mücadelede Yafa çeşidi portakal (Citrus sinensis (L) Osb.), Star ruby çeşidi greyfurt (Citrus paradisi Macf.) Satsuma çeşidi mandarin (Citrus reticulata BlancoJ’in karantina uygulaması için ihtiyaç duyulan ışınlama dozları araştırılmıştır. Işınlanmamış ve ışınlanmış (0.5, 1.0 ve 1.5 kGy) meyvelerin kimyasal, fiziksel ve mikrobiyolojik özelliklerine ilişkin olarak ağırlık kaybı, suda çözünen kuru madde, pH, titrasyon asitliği, alkolde çözünmeyen pektin, renk, indirgen şeker, toplam karoten, flavonoid, c vitamini miktarları ile duyusal özellikler, toplam aerob mezofil bakteri ve toplam maya ve küf sayısı belirlenmiştir. Sonuçlar, narenciye grubu meyvelerde (portakal, greyfurt ve mandarin) etkili karantina uygulaması İçin Akdeniz meyve sineğine karşı 0.1 kGy’lik gama radyasyonu ışınlama dozunun yeterli olduğunu, bu meyvelerde düşük doz ( ≤ 1.0 kGy) uygulamasının mandarin hariç meyve kalitesi üzerine olumsuz etkisinin bulunmadığını ve meyvelerde bulunan mikrobiyel yükü önemli ölçüde etkilediğini göstermiştir. Ayrıca bu çalışmada, ışınlanmış narenciye grubu meyvelerin DNA kornet analiz yöntemi ile tespit edilebileceği gözlemlenmiştir.Item Arpada mutasyon ıslahı projesi : (ara rapor-1)(Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, 2010) Peşkircioğlu, Hayrettin; Tutluer, İhsan; Sağel, Zafer; TAEK-SANAEMArpa serin iklim tahılları içinde 3,5 milyon ha ekim alanı ve 7 milyon ton üretim ile buğdaydan sonra ikinci en önemli bitkidir. Serin iklim tahılları tarımının çok büyükkısmı suyun kıt olduğu İç Anadolu bölgesinde neredeyse tek seçenek olarak yapılmaktadır. Arpa bitkisinin önemi kuru tarım sistemine uyum göstermesi yanında hayvan beslenmesine temel ürün olması ve bira sanayinin hammaddesi olmasından kaynaklanmaktadır. Arpanın yetiştiği ekolojide en büyük problem kuraklık, yıllara bağlı olarak hastalık salgınları ve topraklarımızda gün geçtikçe artan tuzlanma olmaktadır. Biz de projemizde bu koşullara dayanacak, tolerans gösterecek çeşitleri elde etmeyi amaçladık. Bu amacı gerçekleştirmek için mutasyon ıslahı tekniğini ve klasik bitki ıslahı aracı olan melezleme tekniğini de kullandık. Uygun dozlarda gamma ışınları ile ışınlanan arpatohumlarmdan elde edilen mutant populasyonlardan verimi yüksek, tuza dayanıklı, erkenci mutantlar seçilmiştir. Projenin yürütülmesi esnasında seleksiyon amaçlı olarak su kültürü teknikleri ve seçilen hatların homozigot hale getirilmesi için doku kültürü teknikleri başarıyla kullanılmıştır. Halen devam eden projede 71 numaralı hatlımız erkenciliği ve buna bağlı olarak kuraktan kaçabilmesi bakımından ümitvar bir hat olarak verim denemelerine alınmıştır. Arpa çeşitlerinin anter kültürüne tepkilerinin araştırdığımız çalışmalarımızda da başarılı sonuçlar alınmış özellikle melez hatlarda katlanmış haploid arpa hatları elde edilmiştir. Hatlarımızm hastalıklara dayanıklılık testleri büyütme odasında kontrollü koşullarda yürütülerek toleranslı hatlar saptanmıştır. Tuza dayanıklılık konusundaki çalışmalarımız su kültürü ortamlarında yürütülmekte olup 180200mMol NaCl konsantrasyonuna dayanan bazı tek bitkiler tohum çoğaltmak amacıyla yetiştirilmeye alınmıştır. Tüm ümitvar mutant hatlarla mikro verim denemeleriye çalışmalarımız sürdürülmektedir.Item 3x592 GBq 241Am-Be nötron ışınlama hücresinde nükleer veri ölçümleri(Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, 2010) Çelenk, İsmet; Artan, Serpil; Bulut, Serdar; TAEK-SANAEMBu çalışmanın amacı, “3x592 GBq Am-Be Nötron Hücresinde Nükleer Veri Ölçümleri” projesi kapsamında gerçekleştirilen çalışmalarda elde edilen sonuçların sunulmasıdır. Çalışma, nötron ışınlama sisteminin kurulumunu, laboratuvar ve laboratuvar çevresi nötron ve gama doz hızı değerlendirmelerini, nötron ışınlama sistemi performans ölçümlerini, termal, epitermal ve hızlı nötron akışı ölçümlerini, gama spektrometresi verim kalibrasyonlarını, fertil çekirdekler (232Th ve 23SU) için hızlı nötron fisyon ürünü verimi ölçümlerini, hızlı nötron eşik dedektörleri için tesir kesiti ölçümlerini, uranyumun bozunma zincirindeki çekirdeklerin gama ışını şiddetlerinin ölçümlerini, elementel dedeksiyon limiti ölçümlerini ve kısa ömürlü izotopların yarı ömürlerinin ölçümünü kapsar. Her biri 592 GBq aktiviteye sahip 3 adet 241Am-Be kaynağından oluşacak bir ışınlama sistemi için, öncelikle optimum ışınlamanın gerçekleştirilebileceği bir ışınlama geometrisi tasarımlandı. Kaynak nötronlarının yavaşlatılması için parafin malzeme seçildi. Parafin yavaşlatıcı olarak 70 cm kenar uzunluklu ve 60 cm yükseklikli eşkenar bir prizma blok kullanıldı.241 Am-Be nötronlarını maksimum termal nötron akışına, yaklaşık olarak 3,5 cm kalınlıklı parafinin yavaşlattığı deneysel olarak belirlendi. 17 cm kenar uzunluklu hayalî bir yatay eşkenar üçgenin parafin yavaşlatıcının cisim merkezine yerleştirildiği göz önüne alınırsa, üçgenin kenarortaylarından üçgen düzlemine dik olarak geçen 4,35cm iç çaplı sert PVC borulara 241 Am-Be nötron kaynakları yerleştirildi. Üçgenin tepe noktalarına, yine hayalî üçgen düzlemine dik olacak şekilde, 3,6 cm iç çaplı üç adet sert PVC borudan oluşan termal nötron ışınlama hücreleri yerleştirildi. Üçgenin ağırlık merkezine ise iç çapı 1,4 cm olan paslanmaz çelikten bir hızlı nötron ışınlama hücresi yerleştirildi. Parafin blok, kaynak odası tabanına yerleştirildi. Parafin bloğun yan ve üst yüzeyleri 1 mm kalınlıklı kadmiyum levhalarla kaplandı. Aynı yüzeylere, kadmiyum levhaları müteakip, 1,5 cm kalınlıklı tahtadan yapılmış kutulara doldurulan 7 cm kalınlıklı toz borik asit yerleştirildi. Borik asit dolu tahta kutuları müteakiben toplam kalınlığı 18,5 cm olan kurşun tuğlalar yerleştirilerek kaynakların kurulumu tamamlandı. Bu kurulum mükemmel bir nötron ve gama zırlaması vermiş olup kaynak duvarlarındaki nötron ve gama doz hızlarının toplamı 1,20 mSv/y ve kaynak odasının dış duvarlarındaki nötron ve gama doz hızları toplamı ise 0,2 mSv/y civarındadır. Nötron kaynakları nispeten büyük bir geometrik yapıya (çapları yaklaşık 4 cm ve yükseklikleri yaklaşık 16 cm olan çelik mahfazalar içinde) sahip olduklarından ve kaynaklarla ilgili ayrıntılı bilgi veren bir doküman olmadığından, ışınlama hücrelerinde hangi yüksekliklerde maksimum nötron akışının olduğu bilinmemektedir. Termal ve hızlı nötron ışınlama konumlarını tespit amacı ile termal ve hızlı nötron ışınlama hücrelerinde, nötron kaynaklarına paralel olarak, düşey doğrultularda 5 mm aralıklarla indiyum teller ışınlanarak maksimum termal ve hızlı nötron veriminin olduğu konumlar, sırası ile, termal nötron ışınlama hücresi için ışınlama borusunun tepesinden itibaren 61,5 cm ve hızlı nötron ışınlama hücresi için ışınlama borusunun tepesinden itibaren 69 cm olarak tespit edildi. Nükleer veri ölçümleri için en önemli parametrelerden birisi, her bir sayım geometrisi için, kullanılan gama spektrometresinin sayım verimidir. Bu yüzden, ilgilenilen sayım geometrileri için dedektör verimleri doğru olarak ölçülmelidir. Laboratuvarımızda kullanılan numune geometrileri, 1,5 mm çaplı ve 10 mm uzunluklu tel, 1,25 cm kenar uzunluklu kare foil, 27,4 mm yükseklikli ve 7,65 mm iç çaplı silindirik polietilen tüp ve 10 mm yükseklikli ve 14 mm dış çaplı silindirik polietilen tüptür. Her bir numune geometrisi için % 99,5 saflıkta U02 kullanılarak, 238U’in doğal bozunması sonucu oluşan 234mPa’nin gama ışınları vasıtasıyla gama spektrometresinde kullanılan dedektör için verim kalibrasyonları yapıldı. Ortalama 5,0 MeV enerjili bir nötron spektrumunda 232Th(n, f) ve 23SU(n, f) reaksiyonları sonucu oluşan fisyon ürünleri için kümülatif fisyon verimleri ölçüldü. 232Th(n, f) reaksiyonu için A = 87-143 arasında 16 fisyon ürününün ve 23SU(n,f) reaksiyonu için A=87-146 arasında 33 fisyon ürününün kümülatif fisyon verimleri ölçüldü. Nötron dozimetrisinde, reaktör radyasyon hasarı tespitlerinde ve nötron akışı ölçümlerinde nötron eşik dedektörleri kullanılır. Eşik dedektörlerle nötronlar arasındaki reaksiyonlarda en önemli ve en kritik parametre reaksiyon tesir kesitidir. Tesir kesiti ne kadar yüksekse reaksiyon hassasiyeti de o kadar yüksektir. Çok küçük nötron enerji değişimlerinde tesir kesiti değerinde önemli değişmeler olabileceğinden, her bir nötron eşik dedektörü için her enerjiden nötronların tesir kesiti ölçümleri doğru olarak yapılmalıdır. 103Rh(n, n’)103mRh eşik dedektörü için 4,83 MeV, 115ln(n, n’)115mln eşik dedektörü için 4,97 MeV, 232Th(n, f) eşik dedektörü için 5,02 MeV, 23SU(n, f) eşik dedektörü için 5,04 MeV, 47Ti(n, p)47Sc eşik dedektörü için 5,23 MeV, 64Zn(n, p)64Cu eşik dedektörü için 5,45 MeV, 5SNi(n, p)5SCo eşik dedektörü için 5,45 MeV, 54Fe(n, p)54Mn eşik dedektörü için 5,71 MeV, 46Ti(n, p)46Sc eşik dedektörü için 6,16 MeV, 27AI(n, p)27Mg eşik dedektörü için 6,47 MeV, 56Fe(n, p)56Mn eşik dedektörü için 7,72 MeV, 24Mg(n, p)24Na eşik dedektörü için 8,21 MeV, 59Co(n, α)56Mn eşik dedektörü için 8,21 MeV, 27AI(n, α)24Na eşik dedektörü için 8,43 MeV ve 48Ti(n, p)48Sc eşik dedektörü için 8,72 MeV nötron enerjilerinde tesir kesiti ölçümleri yapıldı. Özellikle, tüketilmiş uranyumun doz bilançosunun değerlendirilmesinde ve yüksek verimli gama spektrometrelerinin verim kalibrasyonunda çok önemli olan ve 23SU ile birincil dengede bulunan 234Th, 234mPa ve 234gPa nüklitlerinin gama ışınlarının şiddetlerinin doğru olarak bilinmesi çok önemlidir. Burada 234mPa ve 234gPa nüklitlerine ait 72 adet gama ışınının şiddetleri (geçiş olasılıkları) ölçüldü. Elementlerin eser miktarlarının nötron aktivasyon metodu ile analizi en iyi şekilde araştırma reaktörlerinde yapılır. Ancak, makro ve orta seviyeli element miktarlarının reaktörde analizleri sırasında büyük miktarlarda doz değerleri, girişimler, spektroskopik ölü zaman, vb. problemler ortaya çıkar ve bu yüzden orta ve daha yüksek element konsantrasyonları için nükleer reaktörler çok uygun değildir. Ayrıca, nükleer reaktörde yapılan analizler pahalıdır. Bunun aksine, bir izotopik nötron kaynağı kullanarak aktivasyon analizi metodu ile daha kolay, daha tehlikesiz, daha ucuz ve girişimlerden uzak orta seviyeli ve makro ölçekte element analizi yapmak mümkündür. 3x592 GBq Am-Be nötron ışınlama hücresinde Na, Al, Cl, K, Ti, V, Mn, Fe, Co, Cu, Zn, Ga, Ge, As, Se, Br, Rb, Sr, Y, Mo, Ru, Ag, Cd, In, Sb, I, Cs, Ba, La, Ce, Pr, Nd, Sm, Eu, Gd, Dy, Ho, Yb, Lu, Hf, W, Pt, Au, Th ve U elementleri için nitel ve nicel dedeksiyon limiti tayinleri yapıldı. Tekrarlı aktivasyon analizi, bir numunenin ışınlama ve sayma istasyonları arasında periyodik olarak ışınlanması ve sayılması ve bu sayımların kümülatif değerinin kaydedilmesi yoluyla sayım veriminin artırılmasıdır. Bu şekilde, konvansiyonel teknikle (tek ışınlama-tek sayım) analizi mümkün olmayan kısa ömürlü izotopların analizleri gerçekleştirilebilir. Tekrarlı aktivasyon metodu kullanılarak, sırası ile, 27AI(n, γ)2SAI, 51V(n, γ)52V, 65Cu(n, γ)66Cu, 76Se(n, γ)77mSe, 85Rb(n, γ)86mRb, 107Ag(n, γ)10SAg, 109Ag(n, γ)110Ag, 121Sb(n, γ)122mSb, 160Gd(n, γ)161Gd, 164Dy(n, γ)165mDy ve 17SHf(n, γ)179mHf reaksiyonları sonucu oluşan 28AI, 52V, 66Cu, 77mSe, 86mRb, 108Ag, 110Ag, 122mSb, 161Gd, 165mDy ve 17SmHf radyoizotoplarının yarı ömürleri ölçüldü.Item Işınlanmış gıdalarda patojen mikroorganizma tespiti için genetik metotların geliştirilmesi(Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, 2010) Halkman, Hilal B. D.; Kozat, Pelin; Köseoğlu, Turhan; TAEK-SANAEMHasar görmüş mikroorganizmanın gıdada varlığı ve kültürel yöntemlerle geri kazanılması kritiktir. Hasarlı mikroorganizma uygun koşullar altında kendi kendini onarabilmesi nedeniyle gıda güvenliğinde potansiyel tehlike oluşturmaktadır. Bu çalışma gıda mikrobiyolojisinde önemli olan ve ışınlama sonucu hasar görmüş gıda kaynaklı patojenlerin belirlenmesinde geri kazanma metotlarının çalışılması üzerindeyoğunlaşmıştır. İkinci aşamada, farklı dozlarda ışınlama uygulamasından sonra, gıda kaynaklı patojenlerin antibiyotik dirençliği belirlenmiştir. Antibiotik dirençliliğinin belirlenmesinden sonra, geri dönüşümlü olarak hasar görmüş gıda kaynaklı patojenler için geri kazanım yöntemi modifiye edilmiştir. Son olarak da, 1.0 kGy ışınlama uygulamasından sonra spektral yöntem ile DNA hasarı belirlenmiştir.Item Toz formundaki Seydişehir alüminası ile radyasyon doz tayini(Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, 2011) Uzun, Erdem; Yıldız Yarar, Yasemin; Yazıcı, A. N.; Yaşar, Doğan; Tartar, Ahmet; Türer, Ata; TAEK-ÇNAEMTermolüminesans dozimetri (TLD) radyasyon dozlarının ölçülmesinde, denetim, kalite kontrol ve kalibrasyon amacıyla kullanılan pasif bir doz ölçme yöntemidir. Günümüzde alümina içeren TLD’ler radyasyona karşı hassasiyetinin yüksek olması, fiziksel ve kimyasal kararlılığı, yeniden kullanılabilir olması gibi avantajlarından dolayı yaygın olarak kullanılmakta ve araştırılmaktadır. Bu çalışma kapsamında toz formundaki Seydişehir alüminası TLD malzemesi olarak kullanılmış γ ve β radyasyon doz tayini yapılmıştır. Radyasyon doz cevapları TL yöntem ile tayin edilmiştir. Seydişehir alüminasının p-radyasyonuna karşı 0,07 Gy-160,34 Gy doz aralığında doğrusal doz cevabına sahip olduğu görülmüş, incelenen maksimum doz seviyesine (1282,79 Gy) kadar radyasyon doz cevabının doyuma ulaşmadığı gözlemlenmiştir. Diğer taraftan 1 Gy-100 Gy doz aralığında γ-radyasyonuna karşı doğrusal doz cevabına sahip olduğu ve incelenen doz aralığında radyasyon doz cevabının doyuma ulaşmadığı gözlemlenmiştir. Bu sonuç, uygulanan deneysel koşullar altında, Seydişehir alüminasının yüksek dozların ölçümünde dozimetri malzemesi olarak kullanılabileceğini göstermektedir.Item Denizli ili Acıpayam ilçesindeki Keloğlan mağarasından alınan iki adet dikit örneğinin ESR tekniği ile Kayseri-Kültepe ilçesinden gönderilen arkeolojik yanmış tuğla örneğinin OSL tekniği ile yaşlarının belirlenmesi(Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, 2011) Engin, Birol; Aydaş, Canan; Yüce, Ülkü Rabia; Tepe Çam, Semra; Büyüm, Muharrem; Zeyrek, C. Tuğrul; Aydın, Talat; TAEK-SANAEMKeloğlan mağarasından (Denizli, Acıpayam) alınan iki adet dikit örneğinin jeolojik yaşı Elektron Spin Rezonans (ESR) tekniği kullanılarak araştırıldı. Doğal ESR spektrumunda g=2.0011’deki ESR sinyaline ilaveten Mn(2+) sinyalleri de bulunmaktadır. Gama ile ışınlama sonucu örneğin spektrumunda g=2.0103 ve g=2.0039 da iki ilave sinyal daha ortaya çıkmıştır. Gama ışınlaması ile dikitte oluşan radikallerin C0(2)(-), C0(3(-) ve C0(3)(3-) olduğu düşünüldü. C0(2)(-) (g=2.0011) sinyal şiddeti tarihlendirme amaçlı kullanıldı. Dikit örnekleri (60)Co gama kaynağı ile ışınlandı, sinyal şiddetini belirleyebilmek için ESR spektrometresi (X-band) ile ölçüm yapıldı ve doza karşı sinyal şiddeti eğrileri exponansiyel saturasyon fonksiyonuna fit edildi. Bu model esas alınarak tarihlendirme için toplam doğal ışınım doz (AD) değeri belirlendi. Dikit örneklerinin (238)U, (232)Th and (40)K konsantrasyonları çok düşük olduğu için yerinde yapılan dış doz hızı ölçümleri tarihlendirme hesaplamalarında kullanıldı. Dikitlerin bazı kısımlarında gözenek boşluklarında ikinci kez kalsit kristaleşmesi nedeniyle, bu kısımlar için hesaplanan yaş değerleri dikitin büyüme modeli ile uyuşmamaktadır. OSL çalışmaları kapsamında ise Kayseri, Kültepe ilçesinden alınan yanmış tuğla örneğinin OSL tarihlendirilmesi gerçekleştirildi. Örneğin eşdeğer dozu, örnekten çıkarılan kuartz minerallerinde SAR (Single Aliquot Regeneration) protokolü kullanılarak belirlendi ve lüminesans ölçümler mavi ışık uyarma (470±30 nm) ile gerçekleştirildi. Yıllık doz hızı örneğin ve çevresindeki toprağın içerisindeki (238)U, (232)Th ve (40)K konsanstrasyonları ölçülerek hesaplandı. Örneğin arkeolojik OSL yaşı, 3665±187 yıl olarak belirlendi. Örneğin belirlenen arkeolojik yaşı, tarihlendirme talep formunda belirtilen beklenen arkeolojik yaşı M.Ö 1650 (3658 yıl) ile uyumlu bulundu.Item Klinik lineer hızlandırıcıların su fantomundaki doz dağılımlarının Monte Carlo yöntemi ile elde edilmesi(Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, 2011) Tartar, Ahmet; Cengiz, Ahmet; Yaşar, Doğan; Uzun, Erdem; Türer, Ata; TAEK-ÇNAEMRadyasyon terapisinde Monte Carlo hesaplamaları için çeşitli kodlar kullanılmaktadır. Bu çalışmada, sudaki doz dağılımlarında Siemens Primus klinik lineer hızlandırıcılardan (LINAC) fotonların fiziksel parametrelerinin etkileri için yeni bir Monte Carlo Simülasyon Programı (MCSP) geliştirilmiştir. MCSP, fotonların madde ile etkileşimleri dikkate alınarak yazılmıştır. Burada iki başlıca etkileşme dikkate alınmıştır: Compton saçılması ve fotoelektrik olay. Bir nokta kaynaktan yayınlanarak su fantomu yüzeyine gelen fotonlar, bremsstrahlung ışınlarıdır. Foton takibinin yapılabilmesi için bu fotonların enerji dağılımlarının bilinmesi gerekir. Maksimum enerjisi 6 MeV (6 MV foton modu) olan bremsstrahlung fotonları dikkate alınmıştır. 6 MV foton modunda, yayınlanan fotonların enerjileri, Mohan tarafından deneysel olarak elde edilen enerji dağılımından örneklenmiştir (Mohan at al 1985). Simülasyonun doğruluğunu ve performansını incelemek için, ölçülen (deneysel) ve hesaplanan (MCSP) yüzde derin doz eğrileri ve doz profilleri, karşılaştırılmış ve birbirleriyle iyi bir uyum göstermektedir.Item Hıyarlarda çoklu pestisit kalıntısı analiz metodunun validasyonu(Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, 2011) Tiryaki, Osman; Baysoyu, Dilan; TAEK-SANAEMBu çalışmada, hıyarlarda çoklu pestisit kalıntısı (chlorpyrifos, malathion ve dichlorvos) analiz metodunun valide edilmesi amaçlanmıştır. Gaz kromatografisinde (GC) gerçek örneklerin enjeksiyonundan önce kromatografik sistem uygunluğu testi (SST) yapılmıştır. Bu amaçla, GC- NPD için hassas olan 9 ayrı pestisitten oluşan bir karışım kullanılmış ve etkili teorik plaka sayısı, ayrıştırma faktörü, asimetri, kuyruklanma ve selektivite gibi performans parametreleri değerlendirmeleri yapılmıştır. Elde edilen sonuçların verilen limitler içerisinde olduğu belirlendikten sonra, sistemin uygun olduğu belirlenmiştir. Örnekler dichlorvos, malathion ve chlorpyrifos pestisitlerini içeren karışımla 0.02, 0.2, 0.8 ve 1 mg/kg seviyelerinde zenginleştirilmişlerdir. Ekstraksiyon veriminin belirlenmesinde (14)C-etiketli pestisit kullanımının avantajlı olması nedeniyle, fortifikasyon basamağında (14)C-carbaryl, homojenize edilmiş analitik porsiyon üzerine ilave edilmiş ve sonra etil asetat ekstraksiyonu, filtrasyon, evaporasyon ve clean-up gibi temel analitik işlemler yürütülmüştür. (14)C-carbaryl ve fortifikasyon karışımı (dichlorvos, malathion ve chlorpyrifos) ile yapılan GPC kalibrasyonu, pestisit fraksiyonlarının kolondan 8-23 mİ arasında geldiğini göstermiştir. Ekstraksiyon ve clean-up basamaklarından sonra geri alınan (14)C-carbaryl sırasıyla % 92.63-111.73 ve % 74.83-102.22 arasında olmuştur. Kalıntı analizlerinde pestisitin analiz sürecinde stabil kalıp kalmadığı da sonuçları etkileyen önemli bir faktördür. Bu çalışmada, kalibrasyon üzerine örnek matrisinin etkisi de gözönüne alınarak stabilité testi yapılmıştır. Hesaplamalar ve t testi değerlendirmeleri sonucunda, laboratuvarımız koşullarında ele alınan pestisitlerin örnek işleme sürecinde stabil kalmadığı belirlenmiş ve örnek işlemenin kuru buz ile yapılması gerektiği ortaya çıkmıştır. Çalışmanın diğer kısmında, (14)C-chlorpyrifos, laboratuvar örneğinden alınan analitik porsiyonun homejenliğini belirlemek için kullanılmıştır. (14)C-etiketli pestisit, analitik işlemlerde kısa sürede sonuç vermesi ve clean-up işlemine gerek olmaması nedeniyle kullanılmıştır. Analizler ve hesaplamalar sonucunda waring blender ile yapılan örnek işlemede, ele alınan analitik porsiyonların homojen olduğu ortaya çıkmıştır.Analitik porsiyon miktarına bağlı olarak örnek işlemenin belirsizliği, örnekleme sabitesi formülünden (Ks= W x CVSP2) bulunmuştur. Örnek işleme belirsizliği (CVsp), 50 g’lık analitik porsiyon için, % 4.539,5 g için ise, % 8.033 olarak hesaplanmıştır.Item Ticari polistiren kullanılarak düşük maliyetli plastik sintilatör üretimi(Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, 2011) Oktar, Okan; Arı, Galip; Gündüz, Ömer; Demirel, Halil; Demirbaş, Ahmet; TAEK-SANAEMPlastik sintilatörler sertleştirilmiş bir polimer matriks içerisinde çözülmüş organik floresant bileşikler içeren katı malzemeler olarak tanımlanabilir. Işıksintilasyonu için en yaygın kullanılan transparant plastikler polisitiren (PS), polivinilbenzen, poliviniltoluen (PVT) veya polimetilstirendir. Plastik sintilatörlerin kompozisyonları değiştirilerek ışık verimi, radyasyon direnci, bozunma süresi gibi birtakım özellikleri kontrol edilebilir. Plastik sintilatör dedektörler nükleer ve yüksek enerji fiziği alanlarında uzun yıllardır kullanılmaktadır. Plastik sintilatörlerin avantajları arasında hızlı tepki vermeleri, kolay üretilmeleri, şekillendirilebilmeleri ve çeşitlilikleri gelir. En büyük dezavantajları ise radyasyon dayanımları ve maliyetleridir. Plastik sintilatörler üzerine yapılan çalışmaların büyük çoğunluğu plastik sintilatörlerin temel özelliklerinin arttırılması üzerine yoğunlaşmakla birlikte bu malzemelerin daha düşük maliyetle ve daha kolay hazırlama teknikleri ile üretilmelerine yönelik çalışmalar daha azdır. İlk plastik sintilatörler 1950’lerde üretilmiştir. Düşük maliyetli plastik sintilatörlerin üretilmesine yönelik çalışmalar 1970’li yılların ikinci yarısından itibaren hızlanmıştır. 1975 yılında akrilik bazlı sintilatör Plexipop geliştirilmiştir. Düşük maliyetine rağmen akriliğin aromatik yapıda olmaması nedeniyle Plexipop’un sintilasyon ışık verimi klasik plastik sintilatörlerin dörtte biri kadar olmuştur. Zaman içinde geliştirilen sintilatörlerde yavaş cevap süresi ve zayıf mekanik özelliklerinden kaynaklanan problemler devam etmiştir. Bu nedenlerden dolayı 1980’li yıllara kadaryüksek kalitede ve düşük maliyetli sintilatörlerin üretilmesinde istenen sonuçlar alınamamıştır. Son on yıl içerisinde ekstürüzyon yöntemi, düşük maliyetli yüksek kalitede plastik sintilatör malzemelerin hazırlanmasında son derece popüler hale gelmiştir. Bu çalışmada ekstürüzyon ve basınçlı kalıplama metodu ile ticari PS pelletier kullanılarak düşük maliyetli plastik sintilatör üretiminin ön çalışmalarının gerçekleştirilmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla floresant dopantlar içeren PS bloklar Haziran 2008’de SANAEM’de bulunan ekstrüder ve pres cihazları kullanılarak hazırlanmıştır. Ekstrüzyon cihazına bağlanabilecek uygun kalıp tasarımı yapılarak ürünün kalıplanabilmesi için en uygun çalışma sıcaklığı, basma hızı ve basıncı gibi optimum üretim parametreleri bulunmuş ve belirlenen optimum param et reler ile 12 Haziran 2008 tarihinde iki adet PS Sintilatör bloğu üretilmiştir. Hazırlanan plastik sintilatör blokların bir tanesinde optik ve mekanik testler yapılmış diğerinin farklı radyoaktif kaynaklara karşı cevabı ölçülmüştür. 10x5x40 cm boyutlarında üretilen plastik Sintilatör bloklarının optik, mekanik özellikleri ile değişik radyasyon kaynaklarına verdikleri tepkiler incelenmiş ve sonuçlar, PVT ana malzemesiyle üretilen ABD yapımı 13x8x120 cm ebatlarındaki LODLUM Sintilatör bloklarıyla karşılaştırılmıştır. Laboratuar ölçekli bu üretim sonucu elde edilen malzemenin optik özelliklerinin LODLUM’la aynı olduğu, SANAEM’de hazırlanan PS sintilatörün mekanik özellikler bakımından LODLUM’a eşit veya daha iyi olduğunu bulunmuştur. Çeşitli radyoaktif kaynaklarla yapılan ölçüm çalışmaları, iki plastik Sintilatör bloğunun da alan ve/veya hacimleriyle (kaynağı gören katı açı ile) orantılı olarak benzer sonuçları verdiğini göstermiştir. Bu çalışma, yurt dışından temin edilen plastik sintilatörlerin, SANAEM araştırma merkezindeki imkanlarla üretilebileceğini ve bu plastik sintilatörlerin yurt içinde ve sınır kapılarında radyoaktif malzemelerin tespiti amacıyla kullanılabileceğini göstermiştir.Item Elektron spin rezonans (ESR) ve termolüminesans (TL) teknikleri ile gıdaların gama ışınları ile ışınlanıp ışınlanmadıklarının tespit edilmesi(Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, 2011) Engin, Birol; Aydaş, Canan; Yüce, Ülkü Rabia; Aydın, Talat; Tepe Çam, Semra; Demirtaş, Hayrunnisa; Zeyrek, C. Tuğrul; TAEK-SANAEM; Türkiye Atom Enerjisi KurumuBu çalışmada selüloz, kemik ve şeker içeren çeşitli gıda örneklerinin Elektron Spin rezonans (ESR) tekniği ile teşhisi yapılmıştır. Teşhiste kullanılan ESR sinyal şiddetlerinin radyasyon dozuna ve zamana bağlı değişimleri takip edilmiştir. Şeker, yeşil çay, ada çayı, mercimek ve karides örneklerinin ışınlama sonucu oluşan ESR sinyallerinin şiddetleri artan doz ile artmıştır. Şeker örneklerinde ışınlama ile oluşan ESR sinyal şiddetleri ortam sıcaklığında zamana bağlı dikkate değer bir değişme göstermemiştir. Ancak diğer örneklerde ışınlama ile oluşan ESR sinyal şiddetleri ortam sıcaklığında zamanla azalmıştır. Bu çalışmada kırmızı mercimek örnekleri için, ısıtma işlemi sonucunda oluşan serbest radikal ESR sinyallerinin spektrum parametrelerinin ısıtma sıcaklığı ile değişimleri de araştırıldı. Bu çalışmada aynı zamanda Türkiyedeki marketlerde satışa sunulan kırmızı pul biber örneklerinin muhtemel bir ışınlama işlemine maruz kalıp kalmadığı Termolüminesans tekniği ile TS EN 1788:2007 (Gıda Maddeleri- Silikat Minerallerinin Ayrılabildiği Gıdalarda Işınlamanın Belirlenmesi - Termolüminesans Yöntemi) standardı temel alınarak araştırılmıştır. Kırmızı pul biber örneklerinden yukarıdaki standarda göre ayrıştırılan silikat minerallerinin önce doğal termolüminesans ışıma eğrilerine (TL1) daha sonra aynı örneklerin 1 kGy gama dozu aldıktan sonraki termolüminesans ışıma eğrilerine (TL2) bakılmıştır. Işıma eğrilerinin şekilleri ve TL1/TL2 oranları değerlendirilerek kırmızı pul biber örneklerinin ışınlanmamış olduğu sonucuna varılmıştır.Item Tunceli sarımsağının (allium tuncelianum (kollman)) in vitro çoğaltma olanaklarının araştırılması(Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, 2011) Kantoğlu, K. Yaprak; Yanmaz, Ruhsar; Yazar, Ezgi; Alper, Aslı; TAEK-SANAEMBu araştırma 2004-2006 yılları arasında, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü ve Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Sarayköy Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezi, Tarım Birimi Bitki Islahı Laboratuarlarında yürütülmüştür. Çalışma TAEK ve Ankara Üniversitesi Biyoteknoloji Enstitüsü tarafından desteklenmiştir. Araştırmada endemik bir tür olan Tunceli sarımsağının, in vitro koşullarda kök, yaprak ve sürgün ucu kültürü yöntemleriyle hızlı çoğaltabilme olanaklarını belirlemek hedeflenmiştir. Bu araştırmada yaprak, kök ve sürgün ucu kültürlerinde kullanılacak en uygun oksin (2,4D ve NAA 0, 1.0, 2.0 mgı-1) ve sitokinin (BA 0, 0.1 ve 1.0 mg-1) kombinasyonları belirlenmeye çalışılmıştır. Yaprak ve kök kültürlerinde sürgün oluşumu tespit edilmemiştir. Sadece kallus oluşumu 0.1 mgM+1.0 mgM NAA kombinasyonundan elde edilmiştir. Sürgün kültürlerinde hem oksin hem de sitokinin beraberce kullanımı Tunceli sarımsağı için sürgün oluşumunu artırmada etkili olmamıştır. Buna karşılık 0.5 mg/l BA+0.1 mg/l IAA, 0.1 mg/l BA ve 0.1 mg/l BA+0.1 mg/l NAA, 0.05 mg/l BA+0.5 mg/l IAA ve 0.05 mg/l BA kombinasyonlarında tek sürgün oluşumu gerçekleşmiştir. lAA’nın daha düşük konsantrasyonlarının sürgün proliferasyonunu tetiklediği belirlenmiştir. Yumru oluşumunun artırılmasında alt kültür sayısının artırılması etkili olmuştur. Oksin içermeyen, 0.1 mgM NAA+0.1 mgl-1 BA içeren ortamlarda yumru oluşum oranı %100 olarak belirlenmiştir. Oksin içermeyen ya da 0.1 mgl-1 NAA içeren ortamlarda kültüre alınan sürgünlerde yumru oluşumu tespit edilememiştir. Yumru oluşturma ortamında dördüncü alt kültürden itibaren oksin içermeyen ya da sadece 0,1 mgM NAA içeren ortamlarda köklenmenin düşük oranda başladığı ve bu oranların sırasıyla %37 ve %40 olduğu saptanmıştır. Oksinsiz veya 0,5 mgl-1 NAA içeren ortamlara transfer edilen köksüz sürgünlerde köklenme artmıştır. En yüksek oran %33 ile 2 mgl-1 NAA uygulamasında gerçekleşmiş olup bunu %17 ile 0,5 mgl‘1 NAA izlemiştir. Saksıya transfer edilen köklenmiş ve köklenmemiş yumrular 2-3 gerçek yaprak oluşturduktan sonra yaşama yeteneklerini yitirmişlerdir. Ancak üretimde kullanılan küçük yumrular bu ana yumrulardan elde edilmiş olup bu Tunceli sarımsağı için olağan bir durum olarak karşımıza çıkmıştır.Item Kültürel mirasın nükleer tekniklerle tanımlanması ve korunması(Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, 2011) Zararsız, Abdullah; Özen, Latif; Kalaycı, Yakup; Kırmaz, Rıdvan; Koralay, Haluk; Tan, Erdal; TAEK-SANAEMBu raporda, kültürel mirasın nükleer tekniklerle tanımlanması, korunması amacıyla yapılan çalışmalar ayrıntılı olarak sunulmuştur. UAEA tarafından da desteklenen proje kapsamında ülkemizde ilk defa sistematik olarak Anadolu Medeniyetler Müzesinden (AMM) ve bazı kazı bölgelerinden gelen tarihi eserler merkezimizdeki cihazlar (WDXRF, P-XRF, XRD, SEM) kullanılarak analiz yapılmış ve tanımlamaları, yapım teknikleri, geçirdikleri restorasyonları, kullanıldıkları dönem ile ilgili sosyo-ekonomik bilgiler elde edilmiştir. Müzeden çıkartılmayan eserler taşınabilir cihazlar ile yerinde analizleri yapılmış ve bazı kazı yerlerinden gelen örnekler incelenerek gerçek veya sahte olup olmamaları konusunda uzmanlara yardım edilmiştir. Projenin UAEA tarafından desteklenmesi ile Ajans tarafından organize edilen kurs, çalıştay ve toplantılara merkezimizden beş kişi katılmış ve bilimsel ziyaret ve ikili çalışmalar kapsamında Yunanistan’dan bir ve Makedonya’dan üç uzman merkezimizi ve AMM’yi ziyaret ederek çalışmalar yapılmıştır.